Abdestalırken alyansı çıkarmak gerekir mi?yoksa ellerimizi yıkarken çevirmek yeterli olur mu?Abdestde parmaktaki yüzüğü çıkarmak şart mı? Eğer parmaktaki yüzük dönecek kadar bol ise,abdest alırken yüzüğü çevirerek suyun altına ulaşması sağlanabilir.Bu şekilde su parmağa ulaşıyorsa yüzüğü çıkarmaya gerek
Kolonya abdest bozar mı? Özellikle imam olan kimselerin abdestinin diğer mezheplere göre de bozulmamış olmasına özen göstermesi şart değilse de yerinde bir davranıştır.
Bazıibadetleri yapmak için abdest şart ve önemi kuranı kerim de geçtiği ayetler bulunmaktadır. Peki Abdest ayetleri hangileridir? veya Abdest ayeti hangi surede bulunur. Öncelikle Abdest, yüce Allah’ın emirlerini yerine getirmek için huzuruna çıkmaya hazırlıktır. Namaz için, Kur’an-ı okumak için, tavaf için hazırlıktır. İslam Dini ile temizliğin üzerinde
Resmi nikâh kıydıran kimse ayrıca dinî nikâh kıydırmalı mıdır? İslam’a göre nikâh, evlenme ehliyetine sahip ve aralarında evlenmelerine dinî açıdan bir engel bulunmayan kadın ile erkeğin (veya vekillerinin) şahitler huzurunda “seni nikâhladım, seninle nikâhlandım, seni eş olarak kabul ettim, seninle evlendim.” gibi yoruma ve inkara imkan vermeyecek sözlerle
Dinimize göre nikâhı denetleme yetkisi olan ilk kişi; kızın ailesidir. Dolayısıyla öncelikle onların rızası alınmak zorundadır. Nebîmiz şöyle buyurmuştur: “Hangi kız/kadın, velisinin izni olmadan nikahlanırsa onun nikahı geçersizdir!” (Buhârî, Nikâh, 16) Fakat aile sebepsiz yere sorun çıkarırsa o zaman denetim
t0jLJ. Şahitsiz nikah çıkacak fitneye karşı nikahı şahitlendirmek kıyılan nikah fasid’tir. Bu sebeple, yapılacak nikahda iki şahidin bulunması şarttır. Bu şahidlerin mükellef, hür, akıllı, ergenlik çağına ulaşmış olmaları ve şahidlerde aranan diğer şartları taşımaları lazımdır. Bu hükümler dikkate alındığı zaman kölelerin, delilerin, bunakların ve çocukların nikahta şahidlik yapmaları caiz değildir. Şahidler en az iki erkek veya bir erkekle birlikte iki kadındır. Sadece bir erkek, yahut iki veya daha fazla kadının şahidlik yapması ile nikah yapılmış olmaz. Kadın ile erkeğin. "Aldım, vardım" dedikleri sırada şahidlerin bulunmaları şarttır. Şahidlerin bulunmadığı sırada nikah yapılıp, daha sonra durum şahidlere haber verilse, nikah caiz olmaz. Tekrar şahidlerin huzurunda yenilenmesi gerekir. Evlenen kadın ve erkeğin her ikisi dilsiz olurlarsa, bunların nikahları işaret ile olacağından, nikahlarında şahidlik yapacak kimselerin sağır olması, şahidlik yapmalarına engel değildir. Yeter ki, bunların işaretlerini görüp anlamış olsunlar. Bu husustaki şahidliğin geçerli olmasının şartlarından biri de kadın ile erkeğin bilinir olmalarıdır. Bu, ya işaretle veya isimlendirmekle olur. Mesela evlenecek kadın, şahidlerin bulunduğu huzurda ise kendisinin işaretle belirtilmesi yeterlidir. İhtiyatla amel etmiş olmak bakımından, kadının yüzünü şahidlerin görmesi, adı veya babasının adı ile anılması daha uygun olur. Bir kimse, kendi şahsı için nikah yapmaya ehil olursa, başkasının nikahında şahidlik yapmaya da ehildir. Bu hükme dayanarak fasıkların ve gözleri görmeyen şahısların şahidlik yapmaları caiz görülmüştür. İki şahidin huzurunda yapılmış bulunan bir nikah "Gizli nikahlı” sayılamaz. Bu sayı, şahidlikte en küçük adeddir. Şahidlerin ikiden fazla olması, nikahın açıklık kazanması bakımından mendub'tur. İki şahid bulunmadan yapılan akid, dinimizce yasaklanmıştır. Nikahın diğer muamelelerden farkı vardır. Bu sebeple, sadece evlenecek çiftlerin "Aldım, vardım" demeleri ile tamam olması, akla ve hikmete uygun düşmez. Kadın ve erkeğin zina ile suçlanmaktan korunabilmesi için nikah sırasında iki şahidin bulunması zaruridir. Şahidler hazır değilse nikah yapılması caiz olmaz. Erkek ve kadının daha sonra "Biz evlendik" diye nikahı şahidlendirmeleri, muteber değildir
Günümüzde resmi nikâh kıyıldıktan sonra bir de dinî nikâh kıyılmaktadır. Aynı kişiler üzerinde iki çeşit nikâha ihtiyaç var mıdır? Resmi nikâhla yetinilmesi mümkün müdür?İslâm’da nikâhın rükunleri icap ve kabulden ibarettir. İki şahidin hazır bulunması ise nikâhın şartıdır. Buna göre akıllı ergen ve Müslüman bir erkekle yine akıllı ve ergen bir kız çocuğu iki şahidin yanında biri diğerine evlenme teklif edip, diğeri de bunu kabul etse evlilik akdi meydana gelmiş olur. Hanefîlere göre velinin iradesinin eklenmesi şart değil, belki müstehap hükmündedir. Ancak velisiz evlenmede kızın evlendiği erkeğin denklikte kızdan üstün olması ve ayrıca belirlenen mehrin emsal mehirden fahiş gabin ölçüsünde düşük olmaması da gerekir. Aksi durumda kızın aldatıldığı kabul edilerek kızın velisi nikâh akdini bozdurabilir. BELEDİYE MEMURUNUN KIYDIĞI NİKAH DİNİ NİKAH YERİNE GEÇER Mİ? Buna göre resmi bir nikâh memurunun veya bir din adamının hazır bulunması nikâhın rükun veya şartlarından değildir. Ancak evlilik işinin bir düzene sokulması ve evlenme engeli bulunanların evlenmeye teşebbüs etmesinin önlenmesi gibi nedenlerle Hz. Peygamber döneminden itibaren nikâhların aile büyüklerinin hazır olduğu bir- mecliste akdedilmesi, bir konuşma ve dua yapılması, arkasından da bir düğün yemeği velime verilmesi müstehap görülmüştür. Günümüzdeki resmi nikahlara gelince; nikâh memuru, şartlarını taşıyan ve Türk Medeni Kanununa göre bir evlenme engeli bulunmayan her vatandaşın nikâhını akdetmekle yükümlüdür. Buna göre, belediye nikâh memuru Müslüman bir hanımla, Hıristiyan veya Yahudi bir erkek evlenmek istediğinde bunu geri çevirme imkânı bulunmaz. Halbuki böyle bir evlilik İslâmî bakımdan geçersizdir. İki süt kardeşin resmi nikâhla evlenmesinde de aynı durum söz konusudur. Durum böyle olunca bütün resmi nikâhların aynı zamanda dini nikâh sayıldığını söylemek mümkün olmaz. Bu yüzden evleneceklerde İslâm’ın belirlediği şartların bulunup bulunmadığının bir din adamının denetiminde tesbit edilmesi ve ayrıca İslâmî bir nikâh uygulamasının devam etmesinde yarar vardır. Ülkemizde son yasa değişikliği ile Müftülüklere de resmi nikâh akdetme yetisi verilmiştir. Dolayısıyla Müftülük nikâh öncesinde İslâm’a göre bir evlilik engeli bulunup bulunmadığını belirleyebilir. Böyle bir kontrolün yapılması mümkün olduğu için, Müftülerin veya yetki vereceği kimsenin akdedeceği nikâhın dinen de geçerli olması gerekir. Osmanlı Devleti uygulamasında 1917 tarihli Hukuki Aile Kararnamesi ile dinî ve resmi nikâhın birleştirildiği görülür. Adı geçen kararnamenin 37’nci maddesinde, nikâh merasimi sırasında, taraflardan birinin ikametgâhı hâkiminin veya nâibinin hazır bulunması öngörülmüştür. Buna göre nikâh memuru görevi ifa edecek olan hakim naibi, daha önce bildirilen yerdeki nikâh merasimine katılarak gerekli tescilleri yapmakta idi. Bu, Hıristiyanın kilisede, Yahudinin havrada, Müslümanın ise mescid veya başka bir salonda evlenmesine imkân veren dinî ve resmi nikâhın birleştirilmiş olan uygulamasından ibarettir. Bunun benzeri uygulama günümüzde Amerika Birleşik Devletlerinde, İngiltere ve İskandinavya gibi ülkelerde görülmektedir. Bu ülkelerde İhtiyarî medeni evlenme usulü» geçerli olup isteyen Kilise veya Havra’da dinî merasim çerçevesinde, dileyen de başka bir salonda medeni nikâh merasimi ölçüleri içinde evlenebilmektedir. Ancak kişinin inancına göre tercih edeceği merasim hangisi olursa olsun, görevli memur nikâh akdini tescil etmekte evlendirme ve nüfus kütüklerine tescil devlet tekelinde bulunduğu için bu durum hukukun parçalanması anlamına gelmemektedir. Bununla herkese inandığı gibi yaşama, evlenme ve aile yuvası kurma özgürlüğü tanınmış oluyor. Ancak şunu da belirtelim ki, çoğunluk mezhep görüşüne göre, nikâhta kadının velisinin bulunması sıhhat şartı olduğu için, günümüzdeki resmi nikâhlar sırasında velinin de hazır bulunması gerekir. Çünkü hadiste, Veli ve iki adaletli şahit bulunmadıkça nikâh olmaz.»[1] buyurulmuştur. Belediye nikâhında özellikle rüşd yaşından sonra veliye yer verilmediği açıktır. Bu yüzden Hanefî mezhebi dışındakilerin resmi nikâhtan sonra İslâm’a uygun yeni bir nikâh kıydırması gerekir. Sonuç olarak kimi ileri toplumlarda ve Osmanlıların son döneminde başarıyla uygulandığı gibi dinî ve resmî nikâhı birleştirip, insanların inandıkları gibi ve tek nikâh akdi ile aile yuvası kurmalarına imkân verilmelidir. Bu, din ve vicdan özgürlüğünün gereğidir. Nitekim Endonezya’da 20. yüzyılın başlarında evlenmeye İslâm’ın hükümlerini iyi bilen bir kişinin yardımcı olarak katılması kabul edilmiş ve bu kimse sonradan nikâh memurluğu görevini üstlenmiştir. Bu memur çoğunlukla bir cami görevlisi veya dinî bir memurdur.[2] Son zamanlarda Müftülüklere de resmi nikâh kıyma yetkisinin verilmesi, bu alanda atılmış önemli bir adımdır. Dipnotlar [1]. Ebû Dâvûd, nikâh, 19; Dârimî, Nikâh, 11; Serahsî, el-Mebsût, V, 31. [2]. bk. Halil Cin, İslâm ve Osmanlı Hukukunda Evlenme, Ankara 1974, s. 139 vd. Kaynak Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle Aile İlmihali, Erkam Yayınları İslam ve İhsan
Nikah akdinin geçerlilik ve sıhhat şartları arasında abdestli olmak gibi bir durum yoktur. Dolayısıyla abdestsiz olma hali nikaha zarar vermez. Ancak müslümanın her zaman abdestli olması güzel ve sevaptır. Müslüman olmayan kimseye içki satmak caiz mi? İslam fıkhına göre bir kimsenin herhangi bir malı satabilmesi için, önce o mala sahip olması gerekir. Sahip olunmayan bir şeyin satılabilmesi, şüphesiz söz konusu değildir. İslamî hükümlere göre, domuz eti, sarhoşluk veren içki ve benzerleri mallar Müslümanın sahip olabileceği mütekavvim bir mal değildir. Müslüman bunları satın alamaz, imal edemez ve edinemez. Bu itibarla, bir Müslümanın, müşteriler gayr-ı Müslim bile olsa, bu tür haram malların ticaretini yapması, dinen caiz değildir. Yani Müslüman bir kimse Müslüman olmayan kimseye içki satması caiz değildir. Abdest alan kimseye selam vermede bir sakınca var mı? Selam dinimizin çok önem verdiği simgelerden birisidir. Hz. Peygamber bir hadisi Şerifinde Aranızda selamı yayın buyurmaktadır.Bir başka hadisinde ise selam vermek, selamlaşmak Müslümanlar arasında sevginin yayılmasına sebep olacağını bildirmiştir. Ancak selam verildiği takdirde selama karşılık veremeyecek durumda olan kimselere selam vermek uygun değildir. Mesela, ezan, Kuran-ı Kerim ve hutbe okuyana, hutbe dinleyenlere selam vermek mekruh kabul edilmiştir. Buna göre abdest almak ibadete hazırlık ve bir yönü ile ibadet sayıldığından abdestle meşgul olan kimseye selam vermemek daha uygundur. Sarhoş kimsenin yaptığı yemin geçerli olur mu? Sarhoşluk verici bir maddeyi kullanan kimse o anda aklı başından gitmişse ve ne dediğini bilmeyecek derecede aklı başında değilse, sarhoşluğu geçtiğinde ne dediğini hatırlamıyorsa bu kimsenin yemini yemin kabul edilmez. Yeminin de itibar edilmez. Ancak maddeyi kullanmakla beraber aklı başında ise ve ne dediğini gayet iyi biliyor ve hatırlıyorsa bu kimsenin ettiği yemin yemin sayılır. Bu yemini de bozarsa yemin kefareti gerekir. Ölünün taziyesi kaç gün yapılmalıdır? Taziye, ölünün yakınlarının üzüntüsünü paylaşarak, onları teselli edici, rahatlatıcı sözler söylemektir. Bu da dinimizce tavsiye edilen bir görevdir. Nitekim Hazreti Peygamber, cenaze yakınlarına taziyede bulunmayı tavsiye etmiştir. Bu taziyenin süresi de üç gündür. Ölü yakınlarının acılarını tazelememek için, taziye üç günden sonraya bırakılmamalıdır. Ancak kişi üç gün içerisinde taziyesini bildirme imkanı bulamamışsa üç günden sonra da baş sağlığı dilemek ve taziye dileklerini sunmak için ölü sahiplerinin evine gidip taziyesini bildirebilir. Alış verişte verilen promosyon eşyayı almak caiz mi? Öncelikle şunu bilmek gerekir ki alış verişi cazip hale getirmek için meşru olmak kaydı ile verilen her şey dinen caizdir. Bu anlamda promosyon sürümü artırmak için satılan malla beraber ilave olarak para, eşya ve benzeri bir şeyi bedava olarak müşteriye vermektir. Herhangi bir şart olmaksızın ve verilen promosyon meşru olmak kaydıyla satışla beraber promosyon verme de bir sakınca yoktur. Çünkü alıcı neye para verdiğini, satıcı da neyi pazarladığını bilmektedir. Örnek olarak; televizyon telefon verilmesi gibi bir alışveriş dinen sakıncalı değildir. Burada en önemli nokta; alıcıyı aldatacak bir unsura yer verilmemesidir. Günün Ayeti Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Günün Hadisi Sizden biriniz mal ve yaradılış yönünden kendisinden üstün birini görürse hemen ardından kendinden aşağı durumda bulunan kimselere baksın. Buhârî, "Rikak",36 Günün Sözü Düzeltilmesi gereken bir yanlışlık, doğruluktan daha ağır bir yüktür. Günün Duası Allahım bugün senin ve kullarının hakkına riayet edebilmeyi bana nasip et. Bunları Biliyor muyuz? Recm Nedir? Zina eden evli erkek ve kadınlara uygulanan ölüm cezasıdır. Günün Nüktesi Beni aldatmaya mı çalışıyorsunuz? Ebû Hüreyre anlatıyor "Resûlullah efendimiz buyurdular ki "Ahir zamanda, dinle dünyayı taleb eden insanlar zuhur edecek. Bunlar, insanlara iyi görünüp, onları aldatmak için öyle bir yumuşaklığa bürünürler ki koyun postu yanlarında kaba kalır. Diller de baldan daha tatlıdır. Ancak kalbleri kurtlarınkinden vahşidir. Allah bunlar için şöyle diyecektir "Beni aldatmaya mı çalışıyorsunuz, yoksa bana karşı cürete mi yelteniyorsunuz? Yemin olsun, bunlar üzerine, kendilerinden çıkacak öyle bir fitne göndereceğim ki, içlerinde halîm olanlar bile şaşkına dönecekler." Tirmizî, Zühd 60,
SORU Biz Allah'ı şahit koştuğumuz bir nikâha niye aileyi şahit koşmak zorundayız? Tarih 14 Ağustos 2009 CEVAP Evlilik için şahit de yetmez, birçok kimsenin hazır olup o evliliği görmeleri gerekir. Allah Teâlâ şöyle buyurur “İçinizden evli olmayanları evlendirin …” Nûr, 24/32 “Kocaları ile örfe uygun olarak anlaşmışlarsa evlenmelerine engel olmayın.” Bakara, 2/232 Bu ve benzeri ayetler, evliliğin denetlenmesini zorunlu kılmaktadır. Bu sebeple sadece iki kişinin şahitliği ile kıyılan nikâhla da evlilik olmaz, denetlenmesi ve birçok müslümanın bundan bilgisinin olması gerekir. Dinen evlenmeleri mümkün olan bir müslüman erkekle bir müslüman bayan aralarında nikâh olmadığı müddetçe yalnız başlarına kalamazlar, el ele tutuşamazlar vs. Bunlar, bizlerin değil; Allah’ın koymuş olduğu kurallardır. Biz dünyaya imtihan için gönderildik, imtihan edecek olan ise Allah’tır. Bu durumda bütün kuralları o koyar, bizler değil! Bizlere düşen bu kurallara uymaktır. Ahirette ise kimin ne derece bu kurallara uyduğu belli olacak, buna göre kimine rahmet kimine de azap edilecek. Sitemizin sitemizin NİKÂH/EVLİLİK başlığı altında yazılar-araştırmalar, bir de soru-cevap kısmı bulunmaktadır. Oradaki yazıları dikkatli bir şekilde okursanız sorularınıza net cevaplar bulabilirsiniz. Nikâhta velinin yeri, velisiz nikâh, gizli nikâh gibi konuların işlendiği bu yazıları okuyunca gizli nikâh kıyılamayacağını, ailelerin kızlarını zorla evlendiremeyeceğini veya sebepsiz yere evlenmesini engelleyemeyeceğini vs. göreceksiniz.
İlmihal kitaplarında abdest alırken her organın yıkanması sırasında okunacak me’sur bazı dualara yer verilir Nevevi, el-Ezkar, Beyrut, 1421, s. 28- 29. Hz. Peygamber, her organ yıkanırken okunması için ayrı ayrı dua zikretmese de, abdestin bitiminde okunması için ümmetine şu duayı öğretmiştir. “Ben inanır ve şahitlik yaparım ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Yine inanırım ki Muhammed O’nun kulu ve Peygamberidir. Allah’ım beni tevbe edenlerden ve temizlenenlerden eyle” Hz. Peygamber kim bu duayı okursa kendisi için Cennetin sekiz kapısının açılacağını ve dilediği kapıdan içeri girmesine izin verileceğini müjdeler Tirmizi, Taharet, 41.
dini nikahta abdest şart mı