ŞüphesizBiz Nuh’u, “Kendilerine acı bir azap yetişmeden önce, halkını uyar” diye kavmine gönderdik. 2. Dedi ki: “Ey kavmim! Ben, sizin için apaçık bir uyarıcıyım. 3. Allah’a kulluk edin, O’ndan sakının ve bana uyun ki; 4. günahlarınızı bağışlasın ve sizi, bir süreye kadar ertelesin. İncilde Nûh. Tûfânı: Bugün elimizde var olan İncil de gerçek anlamda. İlahi bir kitap değildir. Yeni Ahit, Hz. İsa'nın sözlerini ve eylemlerini. içeren, onun göğe yükselişinden 30 ila 50 yıl sonra, onu hiç görmemiş ya da bir. süre yanında bulunmuş kişiler tarafından yazılmış dört "İncil"le başlar; Matta, Markos İmamŞâfiî’ye göre besmele, Fâtiha’nın başından bir âyettir. İmam Mâlik’e göre sûre başlarındaki besmeleler Kur’ân’dan değildir. Ahmed b. Hanbel’den bu konuda iki görüş vardır: 1. Besmele, Fâtiha ve diğer sûrelerin başından birer âyettir. 2. Sûrelerden ayrı olarak birer âyettir. 26. Soru. Evlatlar ile ilgili ayetler. mumsema. Evlatlar hakkında ayetler. 4. Sure (Nisâ Suresi), 11. Ayet. Allah size, çocuklarınız (ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kız bir ise (mirasın HZ. NUH SÖZLERİ. Hz. Nuh Aleyhisselam ölüm döşeğinde iken oğlu Şam’a şu öğütleri vermişti: Bunlardan (ilk) ikisini asla bırakmayın diğer ikisini de asla yapmayın. 1. La ilahe illallah. 2. Subhanallah vebi hamdihiy’dir. D1WYD. Hz. Nuh kimdir? Hz. Nuh kaç sene yaşadı? Hz. Nuh hangi kavme gönderildi? Hz. Nuh’un kavmi nasıl helak oldu? Nuh tufanı nasıl oldu? Hz. Nuh’un eşi ve Kenan adındaki oğlu helak mı oldu? Hz. Nuh’un özellikleri nelerdir? Hz. Nuh ile ilgili ayetler nelerdir? Ülü’l-azm peygamberlerden Hz. Nuh’un hayatı ve Nuh Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadislerde diğer Peygamberlere oranla geniş bir şekilde tanıtılan ve “ülü’l-azm” olarak isimlendirilen beş büyük Peygamberden biridir. Kur’an’da yirmi sekiz sûrede hakkında bilgi verilmiş ve kırk üç yerde ismen zikredilmiştir. NUH NE DEMEK? Kur’an’ın yetmiş birinci sûresi onun adını taşır ve baştan sona onun tevhid mücadelesini anlatır. Ancak Kur’an, Hz. Nuh’un hayatının sadece Peygamber olarak görevlendirildikten sonraki safhasından bahsetmektedir. Kendisine inanmayan kavmi tufanla cezalandırıldığından Tufan Hadisesi de ona nisbetle Nuh Tufanı diye anılmaktadır. Nuh kelimesinin Arapça asıllı olup nevh ağlamak, dövünmek kökünden geldiğini, bizzat kendi nefsini kötülediğinden veya tövbe etmeden boğulup gitmeleri sebebiyle kavmi için üzüldüğünden ona bu adın verildiğini söyleyenler olmakla birlikte Fîrûzâbâdî, VI, 26 kelimenin Arapça olmadığı kabul edilmektedir. Mevhûb b. Ahmed el-Cevâlîkī, s. 330; Jeffery, s. 282 İLK PUTPERESTLİK NE ZAMAN VE NASIL BAŞLADI? Rivayete göre insanlar Hz. Nuh’a kadar tevhid inancıyla yaşamış, putperestlik ilk defa Nuh’un kavmiyle ortaya çıkmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de, “Dediler ki Tanrılarınızı bırakmayın, ilâhlarınız Ved, Süvâ, Yegūs, Yeûk ve Nesr’den vazgeçmeyin” meâlindeki âyette Nuh 71/23 Nuh kavminin taptığı putlardan bahsedilmektedir. Hz. Nuh kavmini putperestlikten uzaklaştırıp tevhid inancına döndürmek için gönderilmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de Nuh’un Allah tarafından seçildiği Âl-i İmrân 3/33, kendisine vahyedildiği en-Nisâ 4/163, kavmine Peygamber olarak gönderildiği Nuh 71/1, 950 yıl kavminin arasında kaldığı el-Ankebût 29/14 ve kavmini Allah’a kulluğa davet ettiği Yûnus 10/71; Hûd 11/25-26; eş-Şuarâ 26/106-110 belirtilmektedir. HZ. NUH’UN DUASI Nuh kavmini Allah’tan başkasına ibadet etmemeleri hususunda uyarmış, aksi takdirde başlarına gelecek azabı kendilerine haber vermiştir. Nuh 71/1-4 Yoldan çıkmış, çok zalim ve azgın olan kavmi ez-Zâriyât 51/46; en-Necm 53/52 Nuh’a inanmadığı gibi ona mecnun demiş, taşlamakla tehdit edip eş-Şuarâ 26/116 yalancılıkla itham etmiş, ondan kendisine uyan alt tabakadan insanları yanından uzaklaştırmasını el-Arâf 7/59-63; Hûd 11/ 27; el-Kamer 54/9 veya başlarına geleceğini bildirdiği azabı bir an önce getirmesini Hûd 11/32 istemiştir. NUH TUFANI NASIL OLDU? Kendi yaptıkları karşılığında hiçbir talebinin olmadığını söyleyen Nuh gaybı bilmediğini, melek de olmadığını, sadece Allah’ın emirlerini bildirdiğini ifade edip davetini sürdürmüş Hûd 11/28-31; eş-Şuarâ 26/105-115, uzun mücadeleler sonunda kavminin putperestlikten vazgeçmediğini görünce inanmayanları cezalandırması için Allah’a dua etmiş eş-Şuarâ 26/118-119; Nuh 71/1-28, Allah Nuh’un duasını kabul etmiş ve inkârcı kavminin tufanla helâk edileceğini, kendisinin ve inananların kurtulacağını bildirerek bir gemi yapmasını istemiştir Hûd 11/36-39. Gemi inşa edilirken Nuh’un kavmi kendisiyle alay etmiştir. Hûd 11/38 Rivayete göre gemi yapması istenince Hz. Nuh tahtayı nereden bulacağını sorar, ona ağaç dikmesi emredilir ve Hint meşesi denilen ağaçları diker. Kırk yıl geçtikten sonra bu ağaçları keserek gemiyi yapar Fîrûzâbâdî, VI, 29. Geminin inşası bitince her hayvan türünden birer çift, ayrıca boğulmasına hükmedilenler dışındaki aile fertleri ve iman eden diğer kimseler gemiye bindirilir. Hz. Nuh ve ona inananlar kurtulurken eşi ve oğlu inanmayanlarla birlikte boğulur Hûd 11/40-47; el-Mü’minûn 23/26-29; el-Furkān 25/37; el-Kamer 54/10-17. Kur’ân-ı Kerîm’de ayrıca Nuh’un oğlu için dua ettiği, ancak bunun kabul edilmediği belirtilmektedir. Hûd 11/42-43, 45-46; et-Tahrîm 66/10 Tufan sona erince, “Ey Nuh! Sana ve seninle birlikte olanlara bizden selâm ve bereketle gemiden in ...” denilir. Hûd 11/48 Allah’ın adını zikrettiği Peygamberler Âdem’in ve Nuh ile beraber gemide taşınanların soyundan, İbrâhim ile İsmâil’in neslindendir Meryem 19/58; İsrâiloğulları da Nuh ile beraber gemide taşınanların soyundan gelmiştir. el-İsrâ 17/3 Ayrıca diğer Peygamberler gibi Nuh’tan da söz alındığı el-Ahzâb 33/7, onun hidayete erdirildiği el-Enâm 6/84, ona verilen emirlerin Müslümanlar için de geçerli ve yürürlükte olduğu eş-Şûrâ 42/13 bildirilmektedir. HZ. NUH KAÇ YIL YAŞADI? Kur’an’da Hz. Nuh’un yaşıyla ilgili olarak şu bilgi yer almaktadır “Andolsun ki biz Nuh’u kendi kavmine gönderdik de o 950 yıl onların arasında kaldı. Sonunda onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi. Fakat biz onu ve gemidekileri kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret yaptık.” el-Ankebût 29/14-15 Bu âyetten anlaşıldığına göre Hz. Nuh’un 950 yıl kavmiyle birlikte yaşamış ancak bu sürenin onun bütün ömrünü veya Peygamberlik süresinin tamamını mı yoksa tufana kadar olan safhasını mı içine aldığına işaret edilmemiştir. Kur’an’da verilen bu rakamı Hz. Nuh’un bütün ömrü olarak kabul edenlere göre kırk yaşında Peygamber olmuş, 890 yaşında iken tufan gerçekleşmiş, tufandan sonra altmış yıl daha yaşamıştır. Bu süreyi sadece tufan öncesi Peygamberlik müddeti olarak düşünenlere göre ise Hz. Nuh’un yaşı bundan çok daha fazladır. Bir rivayete göre Peygamberler içinde en uzun ömürlüsü Hz. Nuh’tur; kendisine 350 yaşında vahiy gelmiş, 950 yıl kavmini davetle geçirmiş, dolayısıyla 1300 yıl yaşamıştır. VI, 30 Hz. Nuh’un kabrinin nerede olduğu bilinmemekte, çeşitli yerlerde ona nisbet edilen makam ve kabirler bulunmaktadır. Bir rivayete göre kabri Mekke’de Mescid-i Harâm’da, Mültezem ile Makām-ı İbrâhim arasında, diğer rivayetlere göre ise Kerek, Cizre veya Necef’tedir. HZ. NUH’UN ÖZELLİKLERİ Kur’ân-ı Kerîm’e göre Nuh, çok şükreden bir kuldu el-İsrâ 17/3; güçlükler karşısında gösterdiği sabır insanlara örnek olarak gösterilmiştir Hûd 11/49. Onun bir başka özelliği de kâfirlere karşı çok sert davranmasıdır. Ayrıca kavimlerine gönderilmiş emin elçilerden olduğu belirtilen Nuh’un eş-Şuarâ 26/107 “ashâbü’n-nevâmis”ten şeriat sahibi sayıldığı ifade edilmiştir. Rivayete göre tufan esnasında Hz. Nuh, Ebûkubeys dağında bulunan Hz. Âdem’in naaşını alarak bir tabut içine koymuş, tufandan sonra tekrar yerine defnetmiştir. Hz. Nuh’un, Hz. İdrîs’ten sonra gelen ilk Peygamber olup marangozluk yaptığı da nakledilmektedir. İbn Kuteybe, s. 19-24 Hz. Nuh’a ayrıca İslâm ve bilhassa Şiî geleneğinde “Neciyyullah” Allah’ın kurtardığı kişi sıfatı verilmiştir. Hz. Nuh’un ve kavminin Tufan Hadisesi'nden kurtarılmasına atıf yapan bu sıfat, Allah’ın inâyetiyle Firavun’un zulmünden kurtarılan Hz. Mûsâ için de kullanılmaktadır Salebî, s. 166 Kaynak DİA İslam ve İhsan Dünkü yazımızda Kur'an-ı Kerim'deki aile modellerini ele almaya başlamış ve ilk olarak Hz. Adem'den ve ailesinden söz etmiştik. Konuya kaldığımız yerden devam ediyoruz. "Ulül-Azm" vasfına sahip bir peygamberdi Hz. Nuh... Yani üstün vasıflara sahip, yüce değerler sahibi olan beş büyük peygamberden biri… Hz. Adem, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed asm ile birlikte bu şerefi paylaşan bir peygamber… Hz. Nuh as Peygamberler Tarihi'nde, ailesinden olup ta kendisine iman etmeyen, O'nun getirdiği yüce değerlere inanmayan kişilerle muhatap olan ilk peygamberdir. O, tüm çabasına, gayretine rağmen eşinin ve çocuğunun kendisine inanmayışından dolayı büyük ve derin bir üzüntü duyan biridir. Hatta "ağlayıp-dövünen" anlamına gelen "Nûh" ismiyle anılmasında bu derin üzüntünün izlerinin var olduğu söylenmektedir. HZ. NUH VE AİLESİ BİZE NELER ANLATIR? Hz. Nûh as Kur'ân-ı Kerîm'de ve hadislerde diğer peygamberlere oranla geniş bir şekilde tanıtılmaktadır. Öyle ki, 28 surede hakkında bilgi verilmiş ve 43 yerde ismi zikredilmiş, adını taşıyan bir surenin tamamında ise onun tevhid mücadelesi anlatılmıştır. Tarihi kaynaklar Hz. Nuh'un, Hz. Adem'in evlatlarından biri olan Hz. Şit'in torunlarından olduğunu ve onun dönemine kadar insanların tevhid inancı üzere yaşadıkları, ancak onun devrinde putperestliğin ortaya çıkmaya başladığını bildirilmektedir. Bu tezahürde dikkat çekici olan şey ise toplumda iyilikleriyle temayüz etmiş birtakım kişilerin öldükten sonra adlarına yapılan heykellerinin birer tapınma aracı haline getirilmiş olmasıydı. Nûh suresinin 23. Ayetinde heykelleri yapılan bu kişilerin, kendilerine uluhiyet tanrılık atfedilen Vedd, Süva, Yeğûs ve Nesr isimlerini taşıdıkları bildirilmektedir. "Andolsun ki biz Nûh'u kendi kavmine gönderdik de o 950 yıl onların arasında kaldı. Sonunda onlar zulümlerini sürdürürken tûfan kendilerini yakalayıverdi. Fakat biz onu ve gemidekileri kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret yaptık." Ankebût, 14-15. Ayetinde ifade edildiği üzere, 950 yıllık bir zaman dilimini toplumu arasında geçiren ve "durmadan-dinlenmeden" onları bir tek İlah'a; Alemlerin Rabbi olan Allah'a inanmaya ve ibadete çağıran Hz. Nûh as için sonuç kendi ifadesiyle "yenilgi"dir… "Ben yenildim Rabbim! Bana yardım et!" Kamer, 10 ayetinde ifade edildiği üzere, tüm çabasını sarf eden bu aziz peygamber, sonunda bir yenilgiyle karşı karşıya kalmış ve Rabbine işte bu sözlerle dua etmişti… Yenilgisi sadece toplumuna karşı yürüttüğü tevhid mücadelesi ve Hak dinin tebliği hususundaki başarısızlıktan dolayı değildi. O yüce peygamberin yürek sızılarından biri de eşlerinden birinin ve yine dört oğlundan birinin, onu bu mücadelesinde yalnız bırakmaları ve ona inanmayışlarıydı. Bu inkar, tufan koptuğunda gemiye binmemeye kadar gitmiş ve onlar da boğulan diğer inkarcılarla birlikte derin dalgalar arasında boğulup gitmişlerdi. Konuyla ilgili olarak bir ayette şöyle ifade edilmektedir "Allah, inkâr edenlere Nûh'un karısı ile Lût'un karısını misal vermektedir Onlar kullarımızdan iki erdemli kişinin nikâhı altındaydılar ama kocalarının davasına hıyanet ettiler. Dolayısıyla kocaları da Allah'tan gelen cezaya karşı onları koruyamadı ve kendilerine, "Haydi, diğer girenlerle birlikte girin bakalım ateşe!" denildi." Tahrim, 10 Bu âyetlerde yüce Allah, peygamber eşi oldukları halde bunun bilincinde olamadıkları, üstelik onların inançlarına, davalarına hıyanet ettikleri için âhiret mutluluğunu yitiren iki kadından bahsetmektedir. Bunlardan birisi olan Hz. Nûh'un karısı onunla alay eden inkârcılar gibi davranıp kocasına deli diyor, onu hafife alıyor ve ondan öğrendiği birtakım gizli bilgileri putperest toplumundan birileriyle paylaşıyordu. Kısacası eşine ve hak davasına ihanet ediyordu. İlgili ayet, onun gemiye binenlerden olmadığını ortaya koyarken diğer ayetlerde de Bkz. Hûd, 40 onun tufan hadisesinde boğulanlar arasında olduğunu haber vermektedir. Hz. Nuh, kendisine iman etmeyen eşi hakkında alınmış bir kararın varlığından ve gemiye binenlerden olmayacağı hususunda haberdar idi. Ancak tufan koptuğunda bir kenarda durduğunu ve gemiye binmediğini gördüğü oğluna, babalık şefkat ve merhametiyle seslenmiş ve "Haydi yavrucuğum gel sen de bizimle beraber gemiye bin. İnkârcılarla bir olma" Hûd, 42 demişti… Oğlunun verdiği olumsuz cevap, gemiye binmeyişi ve ardından araya giren bir dalgayla boğulup gidişi, Hz. Nuh'un bir insan, bir baba olarak yüreğinde bir yara oluşturmuştu. Rabbine şöyle seslendi "Ey rabbim! Şüphesiz oğlum da ailemden biriydi. Bana ailemin kurtulacağı vaadinde bulunmuştun ve biliyorum ki, Senin vaadin elbette haktır gerçektir. Yine biliyorum ki, Sen hüküm verenlerin de en âdilisin." Allah Teâlâ'nın, Hz. Nuh'un bu serzenişine karşılık verdiği cevap oldukça düşündürücüdür. "Ey Nuh! Hayır O senin ailenden değildir. Çünkü o, yaptıkları iyi olmayan biriydi…" Hûd, 45-46 Hz. Nuh as, Peygamberler Tarihinde "insanlığın ikinci babası" olarak da görülür. Çünkü büyük tufan esnasında onun gemisine binerek hayatta kalanlar sayesinde insanlık yeniden yeryüzünde çoğaldı ve topluluklar oluşturdu. Ancak Hz. Nuh, sonradan gelecek ümmetler için Allah'ın örnek gösterdiği, hayatından ibret alınmasını istediği bir peygamberdir. Onun yaşadıklarından günümüze aktarabileceğimiz önemli mesajlar vardır. En başta, 950 yıllık hayatını büyük bir sabırla insanlara Hak dini anlatmakla geçiren Hz. Nuh'un çabası ve gayretine hayran olmak ve olumsuzluklar, başarısızlıklar ve yenilgilerin karşısında vazgeçmeme kararlılığını göstermek gerektiği anlaşılmaktadır. Bu sabra, aile fertleri için hayır duanın da eşlik etmesi gerektiğini ekleyebiliriz. Öte yandan Hz. Nuh ve ailesine bakıldığında alınabilecek ibretlerden biri de, bir peygambere bile eş ya da evlat olmak, kişisel anlamda sorumluluğu ortadan kaldırmadığı gibi; bir peygamberin bile eşi veya evladı olmanın da kişiyi kurtaramadığı gerçeğidir. Yine, vazifesini ve sorumluluklarını yerine getiren bir kişinin, kadın ya da erkek olsun, eşi ve çocuklarındaki olumsuzluklar sebebiyle kınanamayacağı da Hz. Nuh'un hayatından alınabilecek bir başka ders olmalıdır. Diğer peygamberlerin aile hayatıyla konuya devam edeceğiz. Ancak sözlerimizi tamamlarken bir uyarı ve hatırlatmada bulunmayı uygun görüyoruz. Yarın, Sevgili Peygamberimizin sav ifadesiyle "Günlerin en faziletlisi olan" Arefe günüdür. Hac vazifesini yerine getirmek üzere Arafat'ta bulunanlar dışında kalan ümmetinin bu günü oruçlu geçirmesini tavsiye eden Peygamberimizin oruçlu olanlar için verdiği müjde, "bağışlanmak ve büyük bir affa mazhar olmak"tır. Bu büyük müjdeye nail olmak için yarın sağlık ve diğer şartları uygun olanların oruca niyetlenmesini bugünden hatırlatmak isteriz. Mübarek Cuma gününün ve büyük müjdeler getiren yarınki Arefe'nin feyiz ve bereketinden istifade etmeniz dileğiyle… Prof. Dr. Mehmet Emin Ay Yasal Uyarı Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın. HZ YUSUF İLE İLGİLİ AYETLER… En’am Suresi, 84. ayet Ve ona İshak’ı ve Yakub’u armağan ettik, hepsini hidayete eriştirdik; bundan önce de Nuh’u ve onun soyundan Davud’u, Süleyman’ı, Eyyub’u, Yusuf’u, Musa’yı ve Harun’u hidayete ulaştırdık. Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz. Mü’min Suresi, 34. ayet “Andolsun, daha önce Yusuf da size apaçık belgeler getirmişti. O zaman size getirdikleri hakkında kuşkuya kapılıp durmuştunuz. Sonunda o, vefat edince, demiştiniz ki; “Allah, ondan sonra kesin olarak bir elçi göndermez.” İşte Allah, ölçüyü taşıran, şüpheci kimseyi böyle saptırır.” Yusuf Suresi, 3. ayet Biz bu Kur’an’ı sana vahiy etmemizle, en güzel kıssaları gerçek bir haber kıssa olarak sana aktarıyoruz, oysa sen, daha önce, bundan haberi olmayanlardandın. Yusuf Suresi, 4. ayet Hani Yusuf babasına “Babacığım, gerçekten ben rüyamda on bir yıldız, Güneş’i ve Ay’ı gördüm; bana secde etmektelerken gördüm” demişti. Yusuf Suresi, 5. ayet Babası Demişti ki “Oğlum, rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.” Yusuf Suresi, 6. ayet “Böylece Rabbin seni seçkin kılacak, sözlerin yorumundan kaynaklanan bir bilgiyi sana öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak’a nimetini tamamladığı gibi senin ve Yakub ailesinin üzerindeki nimetini tamamlayacaktır. Elbette Rabbin, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Yusuf Suresi, 7. ayet Andolsun, Yusuf ve kardeşlerinde soranlar için ayetler ibretler vardır. Yusuf Suresi, 8. ayet Onlar şöyle demişti “Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir; oysaki biz, birbirini pekiştiren bir topluluğuz. Gerçekte babamız, açıkça bir şaşkınlık içindedir.” Yusuf Suresi, 9. ayet “Öldürün Yusuf’u veya onu bir yere atıp-bırakın ki babanızın yüzü yalnızca size dönük kalsın. Ondan sonra da salih bir topluluk olursunuz.” Yusuf Suresi, 10. ayet İçlerinden bir sözcü dedi ki “Eğer mutlaka bir şey yapacaksanız, öldürmeyin Yusuf’u, onu kuyunun derinliklerine bırakıverin de bir yolcu kafilesi alsın.” Yusuf Suresi, 11. ayet Bu karara vardıktan sonra “Ey Babamız,” dediler. “Sana ne oluyor, Yusuf’a karşı bize güvenmiyorsun? Oysa gerçekte biz, onun iyiliğini isteyenleriz.” Yusuf Suresi, 12. ayet “Sen onu yarın bizimle gönder, gönlünce gezsin, oynasın. Elbette biz onu koruyup-gözetiriz.” Yusuf Suresi, 13. ayet Dedi ki “Sizin onu götürmeniz gerçekten beni üzer ve siz ondan habersiz iken onu kurdun yemesinden korkuyorum.” Yusuf Suresi, 14. ayet Dediler ki “Andolsun, biz, birbirini kollayan bir topluluk iken, kurt onu yerse, bu durumda şüphesiz kayba uğrayan aciz kimseler oluruz.” Yusuf Suresi, 15. ayet Nitekim onu götürdükleri ve kuyunun derinliklerine atmaya topluca davrandıkları zaman, Biz ona şöyle vahyettik “Andolsun, sen onlara kendileri, farkında değilken bu yaptıklarını haber vereceksin.” Yusuf Suresi, 16. ayet Akşamüstü babalarına ağlar vaziyette geldiler. Yusuf Suresi, 17. ayet Dediler ki “Ey Babamız, gerçek şu ki, biz gittik, yarışıyorduk. Yusuf’u da yiyeceklerimizin veya eşyamızın yanında bırakmıştık. Fakat onu kurt yemiş. Ne var ki biz doğruyu söylesek bile sen bize inanacak değilsin.” Yusuf Suresi, 18. ayet Ve üzerine yalandan kan sürülmüş olan gömleğini getirdiler. “Hayır” dedi. Nefsiniz, sizi yanıltıp böyle bir işe sürüklemiş. Bundan sonra bana düşen güzel bir sabırdır. Sizin bu düzüp-uydurduklarınıza karşı Kendisinden yardım istenecek olan Allah’tır.”0 Yusuf Suresi, 19. ayet Bir yolcu-kafilesi geldi, sucularını kuyuya su almak için gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. “Hey müjde… Bu bir çocuk.” dedi. Ve onu kuyudan çıkarıp ticaret konusu bir mal’ olarak sakladılar. Oysa Allah, yapmakta olduklarını bilendi. Yusuf Suresi, 20. ayet Onu ucuz bir fiyata, sayısı belli birkaç dirheme sattılar. Onu pek önemsemediler. Yusuf Suresi, 21. ayet Onu satın alan bir Mısırlı aziz, karısına “Onun yerini üstün tut ona güzel bak, umulur ki bize bir yararı dokunur ya da onu evlat ediniriz” dedi. Böylelikle Biz, Yusuf’u yeryüzünde Mısır’da yerleşik kıldık. Ona sözlerin yorumundan olan bir bilgiyi öğrettik. Allah, emrinde galip olandır, ancak insanların çoğu bilmezler. Yusuf Suresi, 22. ayet Erginlik çağına erişince, kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte Biz, iyilik yapanları böyle ödüllendiririz. Yusuf Suresi, 23. ayet Evinde kalmakta olduğu kadın, ondan murat almak istedi ve kapıları sımsıkı kapatarak “İsteklerim senin içindir, gelsene” dedi. Yusuf Dedi ki “Allah’a sığınırım. Çünkü o benim efendimdir, yerimi güzel tutmuştur. Gerçek şu ki, zalimler kurtuluşa ermez.” Yusuf Suresi, 24. ayet Andolsun kadın onu arzulamıştı, -eğer Rabbinin zinayı yasaklayan kesin kanıt burhanını görmeseydi- o da Yusuf da onu arzulamıştı. Böylelikle Biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için ona delil gönderdik. Çünkü o, muhlis kullarımızdandı. Yusuf Suresi, 25. ayet Kapıya doğru ikisi de koştular. Kadın onun gömleğini arkadan çekip yırttı. Tam Kapının yanında kadının efendisiyle karşılaştılar. Kadın dedi ki “Ailene kötülük isteyenin, zindana atılmaktan veya acı bir azaptan başka cezası ne olabilir?” Yusuf Suresi, 26. ayet Yusuf Dedi ki “Onun kendisi benden murat almak istedi.” Kadının yakınlarından bir şahit şahitlik etti “Eğer onun gömleği ön taraftan yırtılmışsa bu durumda kadın doğruyu söylemiştir, kendisi ise yalan söyleyenlerdendir. Yusuf Suresi, 27. ayet Yok eğer onun gömleği arkadan çekilip-yırtılmışsa, bu durumda kadın yalan söylemiştir ve kendisi doğruyu söyleyenlerdendir.” Yusuf Suresi, 28. ayet Onun gömleğinin arkadan çekilip-yırtıldığını gördüğü zaman kocası “Doğrusu, bu sizin düzeninizden biridir. Gerçekten sizin düzeniniz büyüktür” dedi. Yusuf Suresi, 29. ayet “Yusuf, sen bundan yüz çevir. Sen de kadın günahın dolayısıyla bağışlanma dile. Doğrusu sen günahkârlardan oldun.” Yusuf Suresi, 30. ayet Şehirde birtakım kadınlar “Aziz Vezir’in karısı kendi uşağının nefsinden murat almak istiyormuş. Öyle ki sevgi onun bağrına sinmiş. Biz doğrusu onu açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz.” dedi. Yusuf Suresi, 31. ayet Kadın Onların düzenlerini işitince, onlara bir davetçi yolladı, oturup dayanacakları yerler hazırladı ve her birinin eline önlerindeki meyveleri soymaları için bıçak verdi. Yusuf’a da “Çık, onlara görün” dedi. Böylece onlar onu olağanüstü güzellikte görünce insanüstü bir varlıkmış gibi gözlerinde büyüttüler, şaşkınlıklarından ellerini kestiler ve “Allah’ı tenzih ederiz; bu bir beşer değildir. Bu, ancak üstün bir melektir” dediler. Yusuf Suresi, 32. ayet Kadın dedi ki “Beni kendisiyle kınadığınız işte budur. Andolsun onun nefsinden ben murat istedim, o ise kendini korudu. Ve andolsun, eğer o kendisine emrettiğimi yapmayacak olursa, mutlaka zindana atılacak ve elbette küçük düşürülenlerden olacak.” Yusuf Suresi, 33. ayet Yusuf Dedi ki “Rabbim, zindan, bunların beni kendisine çağırdıkları şeyden bana daha sevimlidir. Kurdukları düzeni benden uzaklaştırmazsan, onlara korkarım eğilim gösterir, böylece cahillerden olurum.” Yusuf Suresi, 34. ayet Böylece Rabbi, duasını kabul etti ve onların hileli düzenlerini kendisinden uzaklaştırdı. Çünkü O, işitendir, bilendir. Yusuf Suresi, 35. ayet Sonra onlarda Yusuf’un iffetine ilişkin delilleri görmelerinin ardından, mutlaka onu belli bir vakte kadar zindana atmak görüşüağır bastı. Yusuf Suresi, 36. ayet Onunla birlikte iki genç de zindana girmişti. Biri “Ben rüyamda kendimi şarap sıkıyorken gördüm.” dedi. Öbürü “Ben de kendimi başımın üstünde ekmek taşıyorken gördüm; kuş da ondan yemekteydi” dedi. “Bunun yorumundan bize haber ver. Doğrusu biz seni, iyilik yapanlardan görmekteyiz.” Yusuf Suresi, 37. ayet Dedi ki “Size rızıklanacağınız bir yemek gelecek olsa, ben mutlaka size daha gelmeden önce onun ne olduğunu haber veririm. Bu, Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Doğrusu ben, Allah’a iman etmeyen, ahireti de tanımayanların ta kendileri olan bir topluluğun dinini terk ettim.” Yusuf Suresi, 38. ayet “Atalarım İbrahim’in, İshak’ın ve Yakub’un dinine uydum. Allah’a hiçbir şeyle şirk koşmamız bizim için olacak şey değil. Bu, bize ve insanlara Allah’ın lütuf ve ihsanındandır, ancak insanların çoğu şükretmezler.” Yusuf Suresi, 39. ayet “Ey zindan arkadaşlarım, birbirinden ayrı bir sürü Rabler mi daha hayırlıdır, yoksa kahhar kahredici olan bir tek Allah mı?” Yusuf Suresi, 40. ayet “Sizin Allah’tan başka taptıklarınız, Allah’ın kendileri hakkında hiçbir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın ad olarak adlandırdıklarınızdan başkası değildir. Hüküm, yalnızca Allah’ındır. O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru olan din işte budur, ancak insanların çoğu bilmezler.” Yusuf Suresi, 41. ayet “Ey zindan arkadaşlarım, ikinizden biri efendisine şarap içirecek, diğeri ise asılacak, kuş onun başından yiyecek. İşte hakkında fetva istemekte olduğunuz iş artık olup bitmiştir.” Yusuf Suresi, 42. ayet İkisinden kurtulacağını sandığı kişiye dedi ki “Efendinin katında beni hatırla.” Fakat şeytan, efendisine hatırlatmayı ona unutturdu, böylece daha nice yıllar Yusuf zindanda kaldı. Yusuf Suresi, 43. ayet Hükümdar “Ben rüyamda yedi besili inek görüyorum, onları yedi zayıf inek yiyor; bir de yedi yeşil başak ve diğerleri ise kupkuru. Ey önde gelen kâhin-bilginler, eğer rüya yorumluyorsanız benim bu rüyamı çözüverin” dedi. Yusuf Suresi, 44. ayet Dediler ki “Bunlar Karmakarışık düşlerdir. Biz böyle düşlerin yorumunu bilenler değiliz.” Yusuf Suresi, 45. ayet O iki kişiden kurtulmuş olanı, nice zaman sonra hatırladı ve “Ben bunun yorumunu size haber veririm, hemen beni zindana gönderin” dedi. Yusuf Suresi, 46. ayet Zindana gidip “Yusuf, ey doğru sözlü insan.. Yedi besili ineği yedi zayıf ineğin yediği ve yedi yeşil başakla diğerleri kuru olan rüya konusunda bize fetva ver. Umarım ki insanlara da senin söylediklerinle dönerim, belki onlar bunun anlamını öğrenmiş olurlar.” Yusuf Suresi, 47. ayet Dedi ki “Siz yedi yıl, önceleri ektiğiniz gibi ekin ekin, yediğinizin az bir kısmı dışında kalanını biçtiklerinizi başağında bırakın.” Yusuf Suresi, 48. ayet Sonra bunun arkasından kuraklığı zorlu yedi yıl gelecektir, sakladığınız az bir miktar dışında, daha önce biriktirdiğinizi yiyip bitirecektir.” Yusuf Suresi, 49. ayet Sonra bunun arkasından bir yıl gelecektir ki, insanlar onda bol bol yağmura kavuşturulacak ve onda sıkıp-sağacaklar.” Yusuf Suresi, 50. ayet Hükümdar dedi ki “Onu bana getirin.” Ona elçi geldiğinde Yusuf “Efendine Rabbine dön de ona sor “Ellerini kesen o kadınların durumu neydi? Doğrusu benim Rabbim, onların hileli düzenlerini gerçekten bilendir.” Yusuf Suresi, 51. ayet Hükümdar topladığı o kadınlara “Yusuf’un nefsinden Murad almak istediğinizde sizin durumunuz neydi?” dedi. Onlar “Allah için, haşa” dediler. “Biz ondan hiçbir kötülük görmedik.” Aziz Vezirin de karısı dedi ki “İşte şu anda gerçek orta yere çıktı; onun nefsinden ben Murad almak istemiştim. O ise gerçekten doğruyu söyleyenlerdendir.” Yusuf Suresi, 52. ayet Yusuf aracıya şunu söyledi “Bu, itiraf Vezirin yokluğunda gerçekten kendisine ihanet etmediğimi ve gerçekten Allah’ın ihanet edenlerin hileli-düzenlerini başarıya ulaştırmadığını kendisinin de bilip öğrenmesi içindi.” Yusuf Suresi, 53. ayet “Yine de Ben nefsimi temize çıkaramam. Çünkü gerçekten nefis, -Rabbimin kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir. Şüphesiz, benim Rabbim, bağışlayandır, esirgeyendir.” Yusuf Suresi, 54. ayet Hükümdar dedi ki “Onu bana getirin, onu kendime bağlı kılayım.” Onunla konuştuğunda da şöyle dedi “Sen bugün bizim yanımızda artık önemli bir yer sahibisin, güvenilir bir danışman-yöneticisin.” Yusuf Suresi, 55. ayet Yusuf Dedi ki “Beni bu yerin ülkenin hazineleri üzerinde bir yönetici kıl. Çünkü ben, bunları iyi bir koruyucuyum, yönetim işlerini de bilenim.” Yusuf Suresi, 56. ayet İşte böylece Biz yeryüzünde Yusuf’a güç ve imkân iktidar verdik. Öyle ki, orada Mısır’da dilediği yerde konakladı. Biz kime dilersek rahmetimizi nasip ederiz ve iyilik yapanların ecrini kayba uğratmayız. Yusuf Suresi, 57. ayet Ahiretin karşılığı ise, iman edenler ve takvada bulunanlar için daha hayırlıdır. Yusuf Suresi, 58. ayet Kuraklık başlayınca Yusuf’un kardeşleri gelip yanına girdiler, onu tanımadıkları halde kendisi onları hemen tanıdı. Yusuf Suresi, 59. ayet Onların erzak yüklerini hazırlayınca dedi ki “Bana babanızdan olan kardeşinizi getirin. Görmüyor musunuz, ben ölçüyü tam tutarım ve ben konukseverlerin en hayırlısıyım.” Yusuf Suresi, 60. ayet “Eğer onu bana getirmeyecek olursanız, artık benim katımda sizin için bir ölçek erzak yoktur ve bana da yaklaşmayın.” Yusuf Suresi, 61. ayet Dediler ki “Onu babasından istemeye çalışacağız ve herhalde biz bunu yapabileceğiz.” Yusuf Suresi, 62. ayet Yardımcılarına dedi ki “Sermayelerini erzak bedellerini yüklerinin içine koyun. İhtimal ki ailelerine döndüklerinde bunun farkına varırlar da belki geri dönerler.” Yusuf Suresi, 63. ayet Böylelikle babalarına döndükleri zaman, dediler ki “Ey babamız, ölçek bizden engellendi. Bu durumda kardeşimizi bizimle gönder de erzakı alalım. Onu mutlaka koruyacağız.” Yusuf Suresi, 64. ayet Dedi ki “Daha önce kardeşi konusunda size güvendiğimden başka bir şekilde onun hakkında size güvenir miyim? Allah en hayırlı koruyucudur ve O, esirgeyenlerin esirgeyicisidir.” Yusuf Suresi, 65. ayet Erzak yüklerini açıp da sermayelerinin kendilerine geri verilmiş olduğunu gördüklerinde, dediler ki “Ey Babamız, daha neyi arıyoruz, işte sermayemiz bize geri verilmiş; bununla yine ailemize erzak getiririz, kardeşimizi koruruz ve bir deve yükünü de ilave ederiz. Bu aldığımız az bir ölçektir.” Yusuf Suresi, 66. ayet “Bana etrafınızın çepeçevre kuşatılması dışında, onu ne olursa olsun mutlaka bana getireceğinize dair Allah adına kesin bir söz verinceye kadar, onu sizinle asla gönderemem.” dedi. Böylelikle ona kesin bir söz verince dedi ki “Allah, söylediklerimize vekildir.” Yusuf Suresi, 67. ayet Ve dedi ki “Ey çocuklarım, tek bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ben size Allah’tan hiçbir şeyi sağlayamam gideremem. Hüküm yalnızca Allah’ındır. Ben O’na tevekkül ettim. Tevekkül edenler de yalnızca O’na tevekkül etmelidirler.” Yusuf Suresi, 68. ayet Babalarının kendilerine emrettiği yerden Mısır’a girdiklerinde, bu, -Yakub’un nefsindeki dileği açığa çıkarması dışında- onlara Allah’tan gelecek olan hiçbir şeyi gidermeyi sağlamadı. Gerçekten o, kendisine öğrettiğimiz için bir ilim sahibiydi. Ancak insanların çoğu bilmezler. Yusuf Suresi, 69. ayet Yusuf’un yanına girdikleri zaman, o, kardeşini bağrına bastı; “Ben” dedi. “Senin gerçekten kardeşinim. Artık onların yaptıklarına üzülme.” Yusuf Suresi, 70. ayet Erzak yüklerini kendilerine hazırlayınca da, su kabını kardeşinin yükü içine bıraktı, sonra bir münadi şöyle seslendi “Ey kafile, sizler gerçekten hırsızsınız.” Yusuf Suresi, 71. ayet Onlara doğru yönelerek “Neyi kaybettiniz?” dediler. Yusuf Suresi, 72. ayet Dediler ki “Hükümdarın su tasını kaybettik, kim onu bulup getirirse, ona armağan olarak bir deve yükü vardır. Ben de buna kefilim.” Yusuf Suresi, 73. ayet “Allah adına, hayret” dediler. “Siz de bilmişsiniz ki, biz bu yere bozgunculuk çıkarmak amacıyla gelmedik ve biz hırsız değiliz.” Yusuf Suresi, 74. ayet “Öyleyse” dediler. “Eğer yalan söylüyorsanız bunun cezası nedir?” Yusuf Suresi, 75. ayet Dediler ki “Bunun cezası, su tası yükünde bulunanın kendisidir. İşte biz zulmedenleri böyle cezalandırırız.” Yusuf Suresi, 76. ayet Böylece Yusuf kardeşinin kabından önce onların kaplarını yoklamaya başladı, sonra onu kardeşinin kabından çıkardı. İşte Biz Yusuf için böyle bir plan düzenledik. Yoksa Hükümdarın dininde yürürlükteki kanuna göre kardeşini yanında alıkoyamazdı. Ancak Allah’ın dilemesi başka. Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Ve her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır. Yusuf Suresi, 77. ayet Dediler ki “Şayet çalmış bulunuyorsa, bundan önce onun kardeşi de çalmıştı.” Yusuf bunu kendi içinde saklı tuttu ve bunu onlara açıklamadı ve içinden “Siz daha kötü bir konumdasınız” dedi. “Sizin düzmekte olduklarınızı Allah daha iyi bilir.” Yusuf Suresi, 78. ayet Dediler ki “Ey Vezir, gerçek şu ki, bunun yaşlı ve büyük bir babası var; onun yerine bizden birisini alıkoy. Doğrusu biz, seni iyilik yapanlardan görmekteyiz.” Yusuf Suresi, 79. ayet Dedi ki “Eşyamızı kendisinde bulduğumuzun dışında, birisini alıkoymamızdan Allah’a sığınırız. Yoksa bu durumda kuşkusuz biz zalim oluruz.” Yusuf Suresi, 80. ayet Ondan umutlarını kestikleri zaman, durumu kendi aralarında görüşmek üzere bir yana çekildiler. Onların büyükleri dedi ki “Babanızın size karşı Allah adına kesin bir söz aldığını ve daha önce Yusuf konusunda yaptığımız aşırılığı işlediğimiz suçu bilmiyor musunuz? Artık bundan böyle ben, ya babam bana izin verinceye veya Allah bana ilişkin hüküm verinceye kadar bu yerden kesin olarak ayrılamam. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.” Yusuf Suresi, 82. ayet “İçinde yaşamakta olduğumuz şehre sor, hem kendisinde geldiğimiz kervana da. Biz gerçekten doğruyu söyleyenleriz.” Yusuf Suresi, 83. ayet Şehre dönüp durumu babalarına aktarınca o “Hayır” dedi. “Nefsiniz sizi yanıltıp böyle bir işe sürüklemiş. Bundan sonra bana düşen güzel bir sabırdır. Umulur ki Allah pek yakın bir gelecekte onların tümünü bana getirir. Çünkü O, bilenin, hüküm ve hikmet sahibi olanın Kendisi dir.” Yusuf Suresi, 84. ayet Ve onlardan yüzünü çevirdi ve “Ey Yusuf’a karşı artan dayanılmaz kahrım” dedi ve gözleri üzüntüsünden ağardıkça ağardı. Ki yutkundukça yutkunuyordu.” Yusuf Suresi, 85. ayet “Allah adına, hayret” dediler. “Hala Yusuf’u anıp durmaktasın. Sonunda ya kahrından hastalanacaksın ya da helake uğrayanlardan olacaksın.” Yusuf Suresi, 86. ayet Dedi ki “Ben, dayanılmaz kahrımı ve üzüntümü yalnızca Allah’a şikâyet ediyorum. Ben Allah’tan bir bilgi olarak sizin bilmediğinizi de biliyorum.” Yusuf Suresi, 87. ayet “Oğullarım, gidin de Yusuf ile kardeşinden duyarlı bir araştırmayla bir haber getirin ve Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden umut kesmez.” Yusuf Suresi, 88. ayet Böylece onun Yusuf’un huzuruna girdikleri zaman, dediler ki “Ey Vezir, bize ve ailemize şiddetli bir darlık dokundu; önemi olmayan bir sermaye ile geldik. Bize artık yine ölçeği tam olarak ver ve bize ilave bir bağışta bulun. Şüphesiz Allah, tasaddukta bulunanlara karşılığını verir.” Yusuf Suresi, 89. ayet Yusuf Dedi ki “Sizler, cahiller iken Yusuf’a ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?” Yusuf Suresi, 90. ayet “Sen gerçekten Yusuf musun, sensin öyle mi?” dediler. “Ben Yusuf’um” dedi. “Ve bu da kardeşimdir. Doğrusu Allah bize lütufta bulundu. Gerçek şu ki, kim sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah, iyilikte bulunanların karşılığını boşa çıkarmaz.” Yusuf Suresi, 91. ayet Dediler ki “Allah adına, hayret, Allah seni gerçekten bize karşı tercih edip-seçmiştir ve biz de gerçekten hataya düşenler idik.” Yusuf Suresi, 92. ayet Dedi ki “Bugün size karşı sorgulama, kınama yoktur. Sizi Allah bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir.” Yusuf Suresi, 93. ayet “Bu gömleğimle gidin de, babamın yüzüne sürün. Gözü yine görür hale gelir. Bütün ailenizi de bana getirin.” Yusuf Suresi, 94. ayet Kafile Mısır’dan ayrılmaya başladığı zaman, babaları dedi ki “Eğer beni bunamış saymıyorsanız, inanın Yusuf’un kokusunu burnumda tüter buluyorum.” Yusuf Suresi, 95. ayet “Allah adına, hayret” dediler. “Sen hala geçmişteki yanlışlığındasın.” Yusuf Suresi, 96. ayet Müjdeci gelip de onu gömleği onun yüzüne sürdüğü zaman, gözü görür olarak sağlığına dönüverdi. Yakub Dedi ki “Ben, size bilmediğinizi Allah’tan gerçekten biliyorum demedim mi?” Yusuf Suresi, 97. ayet Çocukları da “Ey babamız, bizim için günahlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten hataya düşenler idik” dediler. Yusuf Suresi, 98. ayet “İlerde sizin için Rabbimden bağışlanma dilerim. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir” dedi. Yusuf Suresi, 99. ayet Böylece onlar gelip Yusuf’un yanına girdikleri zaman, anne ve babasını bağrına bastı ve dedi ki “Allah’ın dilemesiyle Mısır’a güvenlik içinde giriniz.” Yusuf Suresi, 100. ayet Babasını ve annesini tahta çıkarıp oturttu; onun için secdeye kapandılar. Dedi ki “Ey Babam, bu, daha önceki rüyamın yorumudur. Doğrusu Rabbim onu gerçek kıldı. Bana iyilik etti, çünkü beni zindandan çıkardı. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra, O, çölden sizi getirdi. Şüphesiz benim Rabbim, dilediğini pek ince düzenleyip tedbir edendi. Gerçekten bilen, hüküm ve hikmet sahibi O’dur.” Yusuf Suresi, 101. ayet “Rabbim, Sen bana mülkten bir pay ve onu yönetme imkânını verdin, sözlerin yorumundan bir bilgi öğrettin. Göklerin ve yerin Yaratıcısı, dünyada ve ahirette benim velim Sensin. Müslüman olarak benim hayatıma son ver ve beni salihlerin arasına kat.” Yusuf Suresi, 102. ayet Bu, sana ey Muhammed vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Yoksa onlar, Yusuf’un kardeşleri o hileli-düzeni kurarlarken, yapacakları işe topluca karar verdikleri zaman sen yanlarında değildin. Yusuf Suresi, 103. ayet Sen şiddetle arzu etsen bile, insanların çoğu iman edecek değildir. Yusuf Suresi, 104. ayet Oysaki sen buna karşı onlardan bir ücret de istemiyorsun. O, âlemler için yalnızca bir öğüt ve hatırlatmadır.’ HZ. YUSUF İLE İLGİLİ HADİSLER… Hadislerde Hz. Yusuf’la ilgili çok az bilgi vardır ve Hz. Yusuf sadece bazı özellikleriyle anılır. 4306 – İbnu Ömer radıyallâhu anhümâ anlatıyor “Rasûlullah aleyhissalatü vesselâm buyurdular ki “Kerim İbnu Kerim İbni Kerim İbni Kerim Yusuf İbnu Yakup İbni İshak İbni İbrahim’dir.” Şöyle buyurulur “Yusuf’un hapiste kaldığı süre kadar ben hapiste kalsaydım oradan çıkma emrini getiren kişiye hemen icabet ederdim.” 532 – Hz. Enes radıyallâhu anh Mâlik İbnu Sa’sa’a radıyallâhu anh tan naklen anlatıyor “Rasûlullah aleyhissalatü vesselâm, onlara, Mirac’a götürüldüğü geceden anlatarak demiştir ki Cebrail beni üçüncü semaya çıkardı. Kapıyı çaldı. “Bu gelen kim?”denildi. “Cibril’im!”dedi. “Yanındakikim?”denildi. “Muhammed’dir!”dedi. “Ona Mirac daveti gitti mi?” denildi. “Evet!”dedi. “Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!” denildi. Kapı bize açıldı. İçeri girince Hz. Yusuf aleyhisselam la karşılaştık. Cebrail “Bu Yusuf’tur! Ona selam ver!” dedi. Ben de selam verdim. Selamıma mukabele etti. Sonra “Salih kardeş hoş gelmiş, salih peygamber hoş gelmiş!” dedi. Nuh Süresi 1. Ayet Tefsiri اِنَّٓا اَرْسَلْنَا نُوحًا اِلٰى قَوْمِه۪ٓ اَنْ اَنْذِرْ قَوْمَكَ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ﴿١﴾ قَالَ يَا قَوْمِ اِنّ۪ي لَكُمْ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۙ ﴿٢﴾ اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ وَاتَّقُوهُ وَاَط۪يعُونِۙ ﴿٣﴾ يَغْفِرْ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّىۜ اِنَّ اَجَلَ اللّٰهِ اِذَا جَٓاءَ لَا يُؤَخَّرُۢ لَوْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ ﴿٤﴾ 1 Biz Nûh’u, “Başlarına pek acı bir azap çökmeden önce halkını uyar!” diye kavmine peygamber olarak gönderdik. 2 O da şöyle dedi “Ey kavmim! Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.” 3 “Yalnızca Allah’a kulluk yapın, O’na gönülden saygı besleyip emirlerine karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!” 4 “Tâ ki Allah da sizin günahlarınızı bağışlasın ve ceza vermeksizin belirli bir vakte kadar sizi ertelesin! Şüphe yok ki, Allah’ın takdir ettiği ecel gelip çattığında asla ertelenmez. Keşke bunu bilseniz!” TEFSİR Nûh Allah’ın emriyle, küfür ve azgınlıkta devam eden kavminin başına büyük bir felâketin gelmekte olduğunu haber verir. İşlemekte oldukları günahları terk etmez, hal ve ahlâklarını düzeltmezlerse azaba uğrayacaklarını bildirir. Bundan kurtulabilmenin yolu olarak da onlara şu üç esası tebliğ eder ❂ Kulluk Putlara tapmayı bırakarak sadece Allah’a kulluk etmek, O’nun emirlerini yerine getirmek. ❂ Takvâ Allah’a gönülden saygı beslemek, O’nun büyüklüğü karşısında titremek, bu saygı ve korkuyla O’nun râzı olmadığı bütün işleri, tutum ve davranışları terk etmek; razı olduğu işleri yapmaya gayret göstermek, ❂ İtaat Peygamberin Cenâb-ı Hak tarafından vazifelendirildiğine inanıp onun tebliğ ettiği esaslara uygun yaşamak. Bunları yaptıkları zaman, Allah onların, kul hakları hariç, tüm günahlarını bağışlayacak, ecelleri gelinceye kadar onları her türlü felaketten koruyacak ve onlara huzurlu bir dünya hayatı lütfedecektir. Eğer inanmazlarsa sıkıntılarla dolu huzursuz bir hayat yaşayacaklar, nihâyet hayatları da felâketlerle ve imansız bir şekilde son bulacaktır. Çünkü hangi halde olursa olsun, fert ya da toplum için Allah’ın belirlediği bir ecel vardır. O geldiği zaman, bunun bir an bile ertelenmesi veya öne alınması mümkün değildir. bk. Arâf 7/34 Burada dikkat çekilmek istenen husus, iman edip gerçekleri anlayarak ona göre yaşamak için Cenâb-ı Hakk’ın verdiği ömrü ve fırsatı en iyi şekilde değerlendirmeye çalışmaktır. Bu fırsat geçince artık kurtulma imkânı kalmayacaktır. Fakat azgın kavim, bütün uyarılara rağmen zulüm ve haksızlığa devam ettiler. Bunun üzerineKaynak Ömer Çelik Tefsiri Nuh süresi kaç ayetten oluşur? Bir çoğumuz çok kere okuduğumuza rağmen Nuh suresini kaç olduğunu unutabiliyoruz. Kur’an-ı Kerim’in bir suresi olan Nuh Mekkeyi münevvere döneminde inmiştir. Gerek mushaftaki sıralamaya gerekse nüzûl sırasına göre yetmiş birinci sûredir. Nahl sûresinden sonra, İbrâhim sûresinden önce Mekke’de inmiştir. Yirmi sekiz ayet, iki yüz yirmi bir kelime ve yedi yüz elli harften ibarettir. Mekkî surelerden olup sûrede başlıca, Nûh peygamberin mücadeleleri ve Nûh Tufanı konu edilmektedir. Sûre, adını konusundan almıştır. Sûrede Hz. Nûh’un peygamber olarak gönderilişi ve inkârcılara karşı verdiği mücadele anlatıldığı için ona bu ad verilmiştir. Buhârî’de “Sûretü innâ erselnâ” adıyla geçmektedir. Buna göre Âdem’den sonra 10 nesil geçmiştir, bu arada çoğalan ve sapıtan insanlar putlara tapmaya başlamışlar, tanrı da onlara sadece kendisine tapınılması konusunda uyarıcı olarak Nuh’u göndermiştir. Ayrıca Nuh suresi kaçıncı cüzdür.? diye merak edenler için yirmidokuzcu cüz’de yer almaktadır. Bismillâhirrahmânirrahîm Rahman Ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla biz Nûh’u, kavmine, “Kendilerine elem dolu bir azap gelmeden önce kavmini uyar” diye peygamber olarak gönderdik. şöyle dedi “Ey kavmim! Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.” 3,4.“Allah’a ibadet edin. O’na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah’ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz.” şöyle dedi “Ey Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece gündüz imana davet ettim.” benim davetim ancak onların kaçışını artırdı.” 7.“Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler.” 8.“Sonra ben onları açık açık davet ettim.” 9.“Sonra, onlarla hem açıktan açığa, hem de gizli gizli konuştum.” 10.“Dedim ki Rabbinizden bağışlama dileyin; çünkü O, çok bağışlayıcıdır.’ 11.Bağışlama dileyin ki, üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin.’ 12.Sizi mallarla, oğullarla desteklesin ve sizin için bahçeler var etsin, sizin için ırmaklar var etsin.’ 13.Size ne oluyor da Allah için bir vakar saygınlık, büyüklük ummuyorsunuz?’ 14.Hâlbuki, O, sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.’ 15.Görmediniz mi, Allah yedi göğü tabaka tabaka nasıl yaratmıştır?’ 16. Onların içinde nasıl ayı, bir ışık, güneşi de bir kandil yapmıştır?’ 17.Allah, sizi babanız Âdem’i yerden bitki bitirir gibi bitirdi yarattı.’ 18.Sonra sizi yine oraya döndürecek ve kesinlikle sizi yeniden çıkaracaktır.’ 19,20.Allah, yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.” dedi ki “Rabbim! Gerçekten onlar bana karşı geldiler, malı ve çocuğu ancak kendi hüsranını artıran kimselere uydular.” 22.“Bunlar da, çok büyük bir tuzak kurdular.” 23.“Şöyle dediler Sakın ilâhlarınızı bırakmayın. Hele hele Vedd’i, Süvâ’ı, Yeğûs’u, Ye’ûk’u ve Nesr’i hiç bırakmayın.” 24.“Onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. Rabbim! Sen de bu zalimlerin sadece sapıklıklarını artır.” küfür ve isyanları yüzünden suda boğuldular ve cehenneme sokuldular da kendileri için Allah’tan başka yardımcılar bulamadılar. şöyle dedi “Ey Rabbim! Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!” 27.“Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar; sadece ahlâksız ve kâfir kimseler yetiştirirler.” 28 .“Rabbim! Beni, ana babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlerin de ancak helâkini arttır.” Nuh Suresi Okunuşu Bismillahirrahmanirrahim 1. İnna erselna nuhan ila kavmihi en enzir kavmeke min kabli en ye’tiyehum azabun eliymun. 2. Kale ya kavmi inniy lekum neziyrun mubiynun. 3. Enı’budullahe vettekuhu ve etiy’uni. 4. Yağfir lekum min zunubikum ve yuahhırkum ila ecelin musemmen inne ecelellahi iza cae la yuahharu lev kuntum ta’lemune. 5. Kale rabbi inniy de’avtu kavmiy leylen ve neharen. 6. Felem yezidhum du’aiy illa firaren. 7. Ve inniy kullema de’avtuhum litağfire lehum ce’alu ezabi’ahum fiy azanihim vestağşev siyabehum ve esarru vestekberustikbaren. 8. Summe iniy de’avtuhum ciharen. 9. Summe inniy a’lentu lehum ve esrertu lehum israren. 10. Fekultüstağfiru rabbekum innehu kane ğaffaren. 11. Yursilissemae aleykum midraren. 12. Ve yumdidkum biemvalin ve beniyne ve yec’al lekum cennatin ve yec’al lekum enharen. 13. Malekum la tercune lillahi vekaren. 14. Ve kad halekakum atvaren. 15. Elem terev keyfe halekallahu seb’a semavetin tıbakan. 16. Ve ce’alelkamere fiyhinne nuren ve ce’aleşşemse siracen. 17. Vallahu enbetekum minel’ardı nebaten. 18. Summe yu’ıydukum fiyha ve yuhricukum ıhracen. 19. Vallahu ce’alelekumularda bisatan. 20. Litesluku minha subulen ficacen. 21. Kale nuhun rabbi innehum asavniy vettebe’u men lem yezidhu maluhu ve veleduhu illa hasaren. 22. Ve mekeru mekren kubbaren. 23. Ve kalu la tezerune alihetekum ve la tezerunne vedden ve la suva’an ve la yeğuse ve ye’uka ve naren. 24. Ve kad edallu kesiyren ve la tezidizzalimiyne illa dalalen. 25. Minma hatiyatihim uğriku feudhıhu naren felem yecidu lehum min dunillahi ensaren. 26. Ve kale nuhun rabbiy la tezer alel’ardı minelkafiriyne deyyaren. 27. İnneke in tezerhum yuodıllu ıbadeke ve la yehidu illa faciren keffaren. 28. Rabbiğfirliy ve livalideyye ve limen de hale beytiye mu’minen ve lilmu’miniyne velmu’minati ve la tezidizzalimiyne illa tebaren.

hz nuh la ilgili 2 ayet