Cildin uzun yıllar genç ve sağlıklı kalması için önemli önerilerde bulundu. Cildinizi genç tutmak için yapılan yanlışları nasıl düzeltirsiniz? 1) Yanlış: Güneşten korunmamak. Dermatoloji Uzmanı Dr. Burçak Bozdemir Aral, cildi yaşlandıran en önemli çevresel faktörün zararlı güneş ışınları olduğuna dikkat
İkiKıbleli Mescid (Mescidü’l- Kıbleteyn) gibi, bazı olaylar sebebiyle değişik isim alanlar da Evs ve Hazrec birbirleriyle kenetlendiler, İslâm'a girmekte mevcuttur. Adını kıblenin değişmesinden alan bu son mescid, birbirleriyle adeta yarıştılar. İslâm’ın birleştirici şemsiyesi Hazrec’den Benî Selime’ye aitti. Hz.
Sadece birkaç makyaj hilesiyle daha genç ve güzel kalabilirsiniz. İşte, genç ve güzel kalabilmek için yapmanız gerekenler 10 Ocak 2020 Cuma 09:08 8 Genç Kalma Tavsiyesi Uzun yıllar genç kalabilmek, sağlıklı ve zinde bir hayat sürmek herkesin hayalidir.
Uzun ve hayırlı bir ömür için “esma’lar”. November 13, 2011. El-VASİ: (137) uzun ömür,sıhhat ve rızık genişliği için EL-AHİR: (801)Uzun ömür için EL-BAKİ: (113)Uzun ömür.bol mal,şeref ve rızık sahibi olmak EL-HAYY: (18-324) Genç ve diri kalmak için.
Genç ve güzel kalmak için ne yapılmalı? 18.12.2018 13:03 | Son Güncelleme: 18.12.2018 13:03 TAKİP ET Kişiden kişiye ve ülkeden ülkeye değişen güzellik kavramı ile ilgili
Klcw4K8. Şub 6, 2020 Tarihinde yayınlandı Kim istemez ki genç kalmayı… Sokağa çıkıp sorsak insanlara genç kalmak ister misiz diye yüzde doksanı tabi ki evet der. Hal böyle olunca da madem bu kadar çok insanlar tarafından isteniyor dedik bizde sizler için bir araştırma yaptık ve genç kalmayı sağlayan besinler ile ilgili bir derleme yaptık. Genel olarak beslenme çoğu insan tarafından karın doyurma, açlığı bastırma veya canı ne istiyorsa insanın onu yemesi gerektiği gibi bir algı vardır. Ancak durum pek de öyle değildir. Bugüne kadar yapılan tüm bilimsel araştırmalarda; insanların 50’ye yakın besin türüne ihtiyacı olduğuna dair bir bulguya erişilmiştir. Bu besinlerden herhangi biri alınmadığı takdirde, gerektiğinden az veya çok alındığında büyümenin ve gelişmenin olumsuz etkilendiği, güzelliğin, sağlığın bozulduğu bilimsel olarak ispatlanmıştır. Hücreleri Yenileyen Besinler 1-Balık Kan dolaşımını düzenler, hücrelere daha fazla oksijen taşıyarak cildin gençleşmesini sağlar. Somon, ton balığı, uskumru gibi yağlı balık türleri omega 3 yağ asitlerinden daha çok zengin olduklarından dolayı genellikle tercih edilirler. Fakat balığı kızartmadan; ızgara, fırında ya da buğulama gibi pişirme yöntemlerini tercih edebilirsiniz. 2-Kivi C vitamini bakımından oldukça zengin olup; 2 adet portakal ve 3 adet mandalinaya eş değer bir besin kaynağıdır. Toksinlerle mücadelede önemli bir antioksidan kapasitesi olan yüksek bir meyvedir… Ayrıca kivi, kollajen dokunun sağlamlığını da sağlar. 3-Yumurta Anne sütü ve yumurta tabi ki tüm besinler içinde en iyi ve kaliteli proteine sahip yiyecek türüdür. Yumurtanın içinde; insan vücudunda sentezlenmeyen ve kesinlikle besinlerle dışarıdan alınması gereken elzem amino asitler yeterli ve dengeli miktarlarda bulunur. Sindirimi yüksek, tamamı vücut tarafından kullanılarak vücut proteinlerine dönüşürler. Bundan dolayı da örnek protein olarak tanımlanıp yumurta; bir tür mineral ve vitamin deposudur diyebiliriz. Ayrıca; hücrelerin, dokuların ve organların yenilenmesinde ya da onarılmasında son derece faydalı bir besindir… Doymuş yağ oranının ve toplam yağ miktarının düşük olmasından dolayı sağlıklı bireyler mutlaka günde 1 tane tüketmeleri gerekir. 4-Maydanoz Ödemi ne atar diye bir soru sorsak tabi ki hemen hemen herkesin vereceği cevap şu olacaktır Maydanoz… Cildin sıkılaşmasına yardımcı olur. Göz çevresinde ki mor halkaları ve sivilceleri gidermeye yardımcıdır. 5-Havuç Sarı ve turuncu renkte ki meyveler güneşten koruyarak nemlendirici özelliğe sahiptirler. Cilt kurumasını önlerler, aynı zamanda da ciltte ki elastikiyeti korumaya yardımcıdırlar. Ve beta karoten içerikleriyle kollajen hasarını en aza indirip yaşlanmayı geciktirirler. 6- Maden Suyu Tam olarak maden suyu için vitamin deposudur diyebiliriz. Cildi besleyerek, parlatır, tazelik verir. Günde kişi 1-2 bardak içtiği takdirde ya da buz kalıplarında dondurarak veya pamuk yardımıyla cilde yedirerek de cildin genç görünmesi sağlanabilir. Doğal bir tonik olan maden suyunu meyveliler yerine sade tercih etmeniz en doğru tercih olacaktır. 7-Yağlı TohumlarBadem, ceviz, fındık ve yer fıstığı İçerisinde ki çoklu doymayan yağ asitleri, B6 vitamini, E vitamini ve magnezyumu içinde barındırır. Kuvvetli bir antioksidan ve detoksifikan özelliği taşır. Yüksek enerji içerdiklerinden dolayı da kesinlikle aşırıya kaçılmaması gerekir. 8-Zeytinyağı Bileşiminde ki doymamış yağ asitleri kuru ciltlere karşı bir nevi mucize tedavi yöntemidir. Antioksidan etkisi olduğu gibi yüzeysel olarak uygulandığı takdirde içerisinde ki E vitamini sayesinde cilt nemlenerek yumuşak ve pürüzsüz bir hal alır. 9- Alyum Sebzeleri Frenk soğanı, taze soğan, arpacık soğanı, kırmızı soğan, kuru soğan, pırasa, taze ve kuru sarımsakta yer alan sülfid bileşenleri detoksifikasyon enzimleri aktivitelerinin arttığını görmek mümkündür. Cildi koruyarak bu meyveler antioksidan özellik sergilerler. 10-Brasika Sebzeleri Brokoli, brüksel lahanası, turp, karnabahar, pazı, hardal, tere, marul, şalgam, kırmızı, beyaz ve karalahanavücudu toksik maddelerden arındırıp çalışan detoksifikasyon enzimlerini aktivite eder. Akne, sivilce tedavisinde ve cildin elastikiyetini korur. Umarım Genç kalmayı sağlayan besinler ile yapmış olduğumuz derlemeyi beğenmişsinizdir. Ayrıca Bu Makalelerimizde İlginizi çekebilir. Zihninizi Ve Bedeninizi Zinde Tutan En İyi Enerji Veren Gıdalar Ve Besinler Beslenmenizde Büyük Değişiklikler Yapmanın Küçük Yolları
Son zamanlarda hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyoruz, hayatımıza "yavaş şehir" diye bir kavram girdi. Orijinal ismi ''cittaslow'' olan bu yavaş şehirler, aslında bir belediyeler birliği. Büyük ve kalabalık metropollerin hızlı yaşamlarının aksine, cittaslow sertifikasına sahip bu yavaş şehirlerde, hayat olabildiğince sakin, doğal ve samimiyet içerisinde ilerliyor. Yani neredeyse tüm beyaz yakalıların özlemini duyduğu kavramlar. Büyük gökdelenlerin gölgelediği, trafikte sıkışmış, yapay sebze-meyvelerin sofralarda yer edindiği ve dokunmatik ekranların esir aldığı hayatlardan bahsediyoruz. Yaşam kalitesini arttırmayı hedefleyen bu oluşumda son moda araçların yerine bisikletler tercih ediliyor ve arabalar şehir merkezinden uzak tutuluyor. Yavaş şehirlerde ise sadece sebzenin değil, insanın da en doğalını bulabiliyorsunuz. Büyük marketlerin yerine bakkallar ya da alışveriş merkezlerinin yerine butikler tercih ediliyor. İnsanlar birbirleriyle WhatsApp'tan değil, çat-kapı iletişim şeklini benimsemişler. Ülkemizde de var olan bu yavaş şehirler, özlemini çektiğimiz ütopik bir dünyayla buluşturuyorlar bizleri. Cittaslow Türkiye'de Nasıl ilerliyor, küçük şehirler nasıl ''Cittaslow'' şehirlere dönüşüyor gelin bu yazımızda detaylı olarak ve küreselleşme süreciyle birlikte şehirde yaşam hızlı akmaya başladığı için pek çok şey değişti. Hızlı yaşanılan ve çabuk tüketilen her şey şehir kültüründe de kendini gösteriyor. Hal böyle olunca kentlerde yaşayan halk birbiriyle paylaşmak, sosyalleşmek ya da bir araya gelmek yerine farklı aktivitelere yöneliyor. Hızlı yaşamda yenilen yemekler de aynı hızla tüketiliyor ve bu durum fast food anlayışını, AVM yaşamını, yeşil alanların yok edilip yerine otopark yapımını getiriyor. İşte Cittaslow anlayışı bu hızlı yaşama ve onun olumsuz sonuçlarına karşı duran bir yani sakin şehirlerin en büyük özelliği, tarihi, doğası, kültürü, gelenekleriyle değişen ve gelişen dünya karşısında geleneklerine bağlı olarak yaşamlarını sürdürmeyi başaran şehirler olması. Zamanın yavaş aktığı, acele hiçbir iş olmayan, dokusuyla insanların havasını değiştiren şehirler olmasının yanı sıra, sürdürülebilir turizmi ve doğayı savunan sakin şehir projesi, uluslararası çapta verilen destekler nedeniyle de hızla büyümektedir. Bu felsefe insanların yaşamdan zevk almasını ve yaşamaktan zevk alınacak bir hızda yaşanmasını içeriyor. Cittaslow hareketi, sürdürülebilir, el sanatlarına, doğasına, gelenek ve göreneklerine sahip çıkan ve insanların birbirleriyle iletişim kurabilecekleri bir kent anlayışını savunur. Bunları yaparken de yenilenebilir enerji kaynakları kullanmaya teşvik ediyor ve alt yapı sorunlarına çözüm Olmanın Kriterleri Nelerdir?1999 yılında İtalya'da başlayan cittaslow hareketi, nüfusu altında olan kentlerin üye olabileceği uluslararası belediyeler birliği olarak adlandırılıyor. Bu birliğe üye olmak için bazı kriterler mevcut. Bir kentin cittaslow olabilmesi için tarım, turizm, esnaf, yaşam kalitesi, çevre düzenlemesi, altyapı ile ilgili sürdürülebilir politikalara sahip olması gerekiyor. Bu kriterleri yerine getiren kentler cittaslow olmak için başvuru yapıyor ve uygun bulunursa da cittaslow ünvanı alıyor. Cittaslow hareketinin ülkemizde tanınması ise Seferihisar'ın 2009 yılında "Yavaş Şehir" sertifikasını alması ile gerçekleşti. Daha sonrasında bu harekete, 2011 yılında yeni eklenen şehirlerimiz ise Gökçeada, Akyaka, Taraklı ve Yenipazar. Yavaş şehir sertifikasına sahip bu beldelerimizin neden kabul edildiğine bir göz atalım…Sakin şehir olabilmek için projenin belirlediği yedi kriter mevcut. Bunlar aşağıdaki başlıklar çerçevesinde inceleniyorKentsel yaşam Politikası; Örneğin nüfusun az olması,Çevre, doğa, sürdürülebilir yaşama yönelik projeler,Altyapıya yönelik projeler,Esnaf ve zanaatkarlarla ilgili sürdürülebilir bir politika,Kent yönetimi, yapılan projeler, programlarla ilgili sunumlar,Sosyal uyum ve ortak değerlerin belirlenmesi,Misafirperverlik ve farkındalık için eğitim çalışmalarıTürkiye'deki Cittaslow Şehirleri Hangileri?Yavaş yaşam, sürdürülebilir kalkınma, korunan kent ruhu ve iyi, temiz ve adil gıda ile yavaş yemek ilkelerini bir araya getiren ve sakinlerine daha huzurlu bir yaşam sunan cittaslow hareketi tüm Türkiye'de de varlığını gösteriyor. Dünya genelinde oldukça ses getiren bir hareket olarak karşımıza çıkan cittaslow, 31 ülkeden 278 kentin katılımıyla genişlemeye devam eden bir felsefe. Cittaslow ilan edilmiş şehirlerden 21 tanesi Türkiye'den 2022 yılı itibariyle. Her biri birbirinden farklı ve eşsiz güzelliklere sahip olan bu kentler, çevre düzenlemesi, sakin atmosferi ve doğal güzellikleriyle ön plana çıkıyor. Hem bu felsefeyi anlamak hem de şehirlerimizin tarihi ve kültürel dokusuna sahip çıkmak için cittaslow hareketi her anlamda olumlu sonuçlar doğuruyor. İşte Cittaslow Türkiye 2022 ListesiAhlat, BitlisAkyaka, MuğlaArapgir, MalatyaEğirdir, IspartaFoça, İzmirGerze, SinopGökçeada ÇanakkaleGöynük, BoluGüdül, AnkaraHalfeti, Şanlıurfaİznik, BursaKöyceğiz, MuğlaMudurnu, BoluPerşembe, OrduŞavşat, ArtvinSeferihisar, İzmirTaraklı, SakaryaUzundere, ErzurumVize, KırklareliYalvaç, IspartaYenipazar, AydınTürkiye'de daha genç kalmanız için yaşamanız gereken sakin şehirlerden bazılarını bu yazımızda listelemek istedik. Emekli olduğunuzda ya da şehir hayatından uzaklaşmaya karar verdiğinizde bu listemizdeki şehirler gelecek hayalleriniz için umarız yardımcı Seferihisar, İzmirKasım 2009'da yavaş şehir seçilen İzmir'in Seferihisar ilçesi, ülkemizde bu unvana kavuşan ilk yer olma özelliği taşıyor. Bu anlamda Türkiye'nin yavaş şehir başkenti olan Seferihisar, kalabalık şehirlerin keşmekeşinden kendinizi sıyırıp, geri kalan ömrünüzü sürdürebileceğiniz yerlerin başında geliyor. Mesela Seferihisar'da halkın çoğunluğu ulaşım aracı olarak bisiklet kullanıyor. Teknoloji ise insanların hayatlarını kaplamaktan ziyade, kullanım amacını hiçbir şekilde aşmıyor. Kişiye ve çevreye zarar verebilecek şeylerin sayısı yok denecek kadar az. Tüm bu yönleriyle Seferihisar, ömrünüze ömür katacak bir Perşembe, OrduOrdu'nun Perşembe ilçesi de ülkemizde seçilen yavaş şehirlerden biri. Bitki örtüsü açısından oldukça zengin bir bölge olan Perşembe, ılıman iklimiyle kucak açıyor ziyaretçilerine. Ancak siz bu güzel ilçenin ziyaretçisi olmaktan çok, oranın yerlisi olun deriz. Özellikle kendinizi çok yaşlanmış hissediyorsanız, bırakın Karadeniz'in doğası sizi bir güzel kendinize getirsin. Perşembe'nin öyle zengin bir toprağı var ki, çıplak bir yer görmek neredeyse imkansız. Yeşilin her tonunu görebileceğiniz Perşembe, Karadeniz'in en bakir koy ve plajlarına da ev sahipliği yapıyor aynı olarak menderesleri ile ünlü Perşembe Yaylası'nı mutlaka görmeden Ordu gezinizi Yalvaç, IspartaIsparta'nın sevimli ilçesi Yalvaç da, cittaslow unvanına hak kazanmış bölgelerimizden biri. Ülkemizin en önemli kültür noktalarından biri olan Yalvaç, o kadar çok medeniyete ev sahipliği yapmış ki, bunu 5000 yıllık tarihi süreçte geriye kalan eserlerle görebilmek mümkün. Anadolu'nun kıymetli değerlerini elinde tutan Yalvaç, büyük metropollerde unutulup giden geleneksel yaşama yeniden kavuşabileceğiniz bir yer. Bundan sonraki hayatınızı kültürel olarak daha zengin ve keyifli bir şekilde geçirmek istiyorsanız, Yalvaç sizin için doğru bir seçim Taraklı, SakaryaYavaş şehir ilan edilerek salyangoz amblemi kazanan bir diğer bölgemiz de Taraklı. Hem Sakarya'nın hem de ülkemizin en şirin ilçelerinden biri olan Taraklı'da, henüz keşfedilmemişliğin verdiği bir güzellik hakim. Çekilen bir reklam filmiyle kaderi değişen Taraklı, bu sayede bilinirliğini biraz daha artmış olsa da, hala daha sakin ve huzurlu bir ortamın hakimiyeti sürüyor. Sokaklar ve parklar tertemiz, hava ise rutubetsiz ve temiz… Kısacası kalan hayatınızı Taraklı'nın şirin Anadolu evlerinden birinde geçirmemeniz için hiçbir neden Gökçeada, Çanakkale2011 yılının Haziran ayında cittaslow unvanı alarak, dünyanın ilk ve tek sakin adası olan Gökçeada, nostaljik evleri, doğal yaşamı, organik ürünleri ve spor imkanları ile bu unvanı sonuna kadar hak ediyor. Türkiye'nin en batı noktasında yer alan ve en büyük adası olma özelliği taşıyan Gökçeada, bozulmamış doğası ve tarihi dokusu ile kucak açıyor bizlere. Çeşitli kültürlerin eşsiz bir şekilde harmanlandığı Gökçeada, kalan hayatınızı daha genç hissederek geçirmek için mükemmel bir seçim Vize, KırklareliTrakya'da eşsiz ve henüz az kişi tarafından keşfedilmiş bir coğrafya Vize. Kırklareli'nin bu güzide ilçesi, sahip olduğu doğal güzellikleri ve tarihi zenginlikleri ile yavaş şehir unvanı alan bölgelerden biri. İstanbul'a yalnızca 1,5 saat mesafede olmasına rağmen, çılgın kalabalıktan eser yok Vize'de. Tarihsel kültürü ve özlemini çektiğimiz doğası ile adeta bir cennet köşesi olan Vize, oldukça şirin ve sakin bir yer. Gözlerinizin altında beliren yorgunluk belirtilerinden kurtulmak için yaşanacak ideal adreslerden biri Akyaka, MuğlaÜlkemizde yavaş şehir unvanı kazanmış bir başka yer de Akyaka Gökova. Hatta bilenler bilir, Akyaka vizyonu diye bir şey vardır. Yani doğaya saygı, güçlü altyapı, sürdürülebilir turizm, birlik ve beraberlik ilkesi, Akyaka'nın vizyonunu oluşturan şeyler. Arkasında yemyeşil dağlar, önünde masmavi bir deniz… Düşlerinizde yer bulan o huzur dolu, sessiz ve sakin kasaba Akyaka'nın ta kendisi oluyor. Yediğiniz, içtiğiniz her şey doğal ortamda, sağlıklı bir şekilde yetiştiriliyor. Etrafta ne gözü rahatsız eden betonlar, ne de çevre ve gürültü kirliliği bulunuyor… Tüm bunlardan uzakta kalmış cennetten bir köşe Yenipazar, AydınCittaslow unvanı alarak ülkemizin en yaşınılası yerlerinden biri olmaya hak kazanan Yenipazar, tası tarağı bırakıp Ege'ye yerleşmek isteyenler için güzel bir alternatif. Aydın'a 40 km uzaklıkta yer alan bu güzel ilçe, ormanlarla kaplı bir dağın eteğine konuşlanmış muazzam yerlerden biri. Her sabah uyandığınızda mis gibi dağ ve Ege havasını içinize çekecek ve zaman geçtikçe aynada kendini daha genç gören biriyle karşılaşacaksınız. Bu da Yenipazar'ın havasında saklı olan sihirli bir iksirin etkisi…9- Halfeti, ŞanlıurfaBüyüleyici güzelliğinin yanı sıra, insanı huzura boğan farklı bir atmosfer hakim Halfeti'de. Şanlıurfa'nın en yeşili bol ilçesi olan Halfeti, belki de bu yüzden oldukça etkileyici bir görünüme sahip. Sahip olduğu yavaş şehir unvanına yaraşır bir şekilde, Halfeti gerçekten de sindire sindire yaşanması gereken bir yer. Ne yazık ki bir kısmı Fırat Nehri'nin acımasız suları altında kalmış. Güneydoğuya yerleşmek, radikal kararların en büyüğü olmasına rağmen, gerçek acılarla yüzleşmiş ve bu yüzden de hayata karşı farklı bir duruş edinmiş insanlarla yaşamak, bundan sonraki hayatınızı daha kaliteli bir şekilde yaşamanızı Şavşat, ArtvinKaradenizlilerin neden uzun yıllar yaşadığını hiç merak ettiniz mi? Onlar gökyüzüne yakın yaşıyorlar da ondan. Karadeniz Bölgesi'nin neresine giderseniz gidin, her yer yeryüzü cennetinin bir başka yansıması gibidir. Artvin'in yüksek dağlarla çevrili ilçesi Şavşat, bu yeryüzü cennetlerinin başkentidir adeta. Göz kamaştıran doğa harikaları ve her biri usta bir ressamın elinden çıkmış misali manzaraları ile iç içe süreceğiniz bir hayat, ömrünüze ömür katacaktır hiç şüphesiz. Şavşat'ta yaşadığınız süre boyunca mevsimler daha da bir anlam kazanacak sizin Gerze, SinopSinop merkeze 37 km mesafede bulunan Gerze, 2017 yılında Cittaslow Türkiye birliğine katılmıştır. Yemyeşil doğası, el değmemiş coğrafyası, yöresel yemekleri, denizle buluşan harika doğasıyla ufak bir Karadeniz kenti olan Gerze, Sinop'un parlayacak yıldızları arasında gösteriliyor. Cuma günleri kurulan köylü pazarlarında yerli üretim ürünlerinin sergilendiği Üretici Pazarı'nı gezebilir, doğal yetiştirilen tarım ürünlerine gönül rahatlığı ile ulaşabilirsiniz. Hala süren maket gemi, çini, ahşap oyuncak zanaatkarlarının atölyelerini gezebilir, geleneklerinden kopmamış bir hayatı gözlemleyebilirsiniz. Sinop Gezilecek Yerler arasında mutlaka uğramanız gereken ufak şehirlerden birisi, Gerze.
1329 Genç Haber Merkezi2988 Ahmet Furkan Yıldırım Asr-ı saadet, Peygamber Efendimizin Kuran ile yoğurduğu, yetiştirdiği, Kuran’ın "Allah onlardan, onlar da Allah’tan razı" Tevbe, 9/100 tanımlaması yaptığı, üsve-i hasene en güzel örnek olan Peygamberimizin en güzel örnekleri olan sahabe dediğimiz neslin yaşadığı zaman dilimidir. Toplum olarak bizler için örnek teşkil eden bu zaman dilimini, biz gençler için nasıl bir rol model olduğunu asr-ı saadetin gençlerinden örnekler ile anlamaya çalışmalıyız. Asr-ı saadet ikliminde genç olmak, zengin bir ailenin çocuğu iken, Mekke’de en lüks ve en güzel kıyafetleri giyerken, Mekke’nin en güzel kokularını sürerken, son derece müreffeh bir hayat yaşarken bütün bu güzellikleri elinin tersiyle itip ailesinin şiddetini, yerinden yurdundan edilmeyi göze alan o güne kadarki duruşu ile adeta “Gözümde ne dünya sevgisi ne gelecek kaygısı ne mahrum bırakıldıklarım ne de elimden alınanlar var. Tek derdim davamdır!” diyen 18 yaşındaki Musab bin Umeyr olmaktır. Asr-ı saadet ikliminde genç olmak Hz. Peygamberin risalet davasını omuzlayacak yiğitlerin yetiştirilmesi için nebevi bir medrese kurmak istediği fakat bu medresenin nerede olacağı konusunda çıkmaza vardığı noktada, herkesin İslam`ı boğmak için türlü hileler ve eziyetler yaptığı zamanda "Evim evindir" diyerek Peygamberimizin yarasına merhem olan 17 yaşındaki Erkam bin Ebi’l Erkam olmaktır. Müslümanlar hicret etmek durumunda kalıp Habeşistan’a gittiğinde Habeşistan kralı Necaşi’nin önünde büyük bir cesaret ve ehliyetle müslümanları Amr bin As’a savunan 21 yaşındaki Cafer-i Tayyar olmak demektir asr-ı saadet ikliminde genç olmak. Ölüm sehpasında kendisine "Bu darağacında benim yerime Muhammed olsun de, seni bırakalım" teklifinde bulunan Ebu Süfyan’a karşı "Vallahi değil burada Muhammed’in olması onun ayağına diken batmasına bile razı olmam" diyerek bizlere Efendimizin sahabice nasıl sevildiğini öğreten Hubeyb bin Adiy olmaktır. 18 yaşındayken Ömerleri, Ebubekirleri, Osmanları, Alileri barındıran bir orduya komutan olan Üsame bin Zeyd olmaktır. Peygamberimize henüz 10 yaşında iman eden Ali olmaktır. Nice ümitlerle gidilen Taif’te Hz. Peygamberi taşlayanlara karşı kendini siper eden Zeyd bin Harise olmaktır. Hicret esnasında Hz. Peygamber için istihbarat görevi yürüten Hz Ebu Bekir’in kızı Esma olmaktır. Asrı saadet ikliminde genç olmak; çile çekmek, fedakarlık yapmak, sorumluluk almak, adeta fikir işçisi olmaktır. İsmini saydığımız sayamadığımız bu asrın, asr-ı saadetin gençlerinin, biz 21. asır gençlerine rol model olması temennisi ile…
Hayatımızdaki güzellikleri bu esma ile hayat demek; sadece isteklerinizin hayata geçmesi demek değildir. Henüz bilmediğiniz farklı bir konfor, farklı bir haz ve çok daha güzel bir hayatın da kapısı aralanır kaderinizde. Ya Cemil esması karşınıza her daim güzellikleri getiren bir enerji alanı güzelliği için okunacak esma budur. Hem genç kalmak hem de ışıltılı bir yüze, tene ve hayata sahip olmak isteyenler bu esmayı vird Cemilu Ya Nur şeklinde niyet edip okuyanlar daha güçlü enerjiler çıkarır ortaya. Bu enerji hem auranızı hem de fiziksel bedeninizi iyileştirip ağrısı çekenler için büyük bir şifa kapısı olan Ya Cemil esması farklı ağrılar için niyet edilip çizgilerinizi düzenleyip ve güzelleşmesini isteyenler bu esmayı Ya Musavvir esmasıyla okumalıdır. Yâ cemili yâ Musavvirü yâ Nur özellikle kameri saatlerde çok faydalı-Ya Hayy ve Ya Muhyi esmasıyla birlikte okuyanlar hem genç,hem de dinç ve zinde ederek okuyanlar bütün sıkıntılarından ve can sıkıcı olayları hayatından sonsuz sahibi ve en güzeli olan Rabb’inin güzelliğinden güzellik isteyenler Ya Cemil esmasıyla bu güzelliğe sahip Vedud ismiyle birlikte okuyanlar aşk kapılarını açarlar. Hem de ayrıldığı sevgilisine veya sevdiğine Allah’ın izniyle bir enerjisi vardır ki iç sesinizi güzellikle yoğurur. Ya Cemil diyen dilleriniz sadece güzellikleri anar ve hayatınıza güzelliği katar. Bu güzellik dilinizden kalbinize, kalpten auraya ve ruhunuza oradan da yüzünüze yansır. Bu yansımalar; hayatınızı en ince detayına kadar en mükemmel şekilde GÜZEL KALPLİ OLMAYA ÇALIŞAN GÜZEL İNSANLARIN HER DAİM Alıntı
Gençlik ve güzellik denince kadınlar için akan Sular duruyor. Bu uğurda Ameliyat dahil her yöntem deneniyor. Şimdilerde ise kremler, bitkisel çözümler, Plastik cerrahi ve yardımcı yöntemler bir kenara bırakıldı! Gençleşmenin son moda yöntemi yüz yogası oldu. Filipin asıllı Lourdes Julian Doplito Çabuk, verdiği yoga dersleri gençleşmek isteyen kadınlar tarafından keşfedildi. Kadınlara gençlik ve güzellik yogası kursları veren Lourdes Çabuk, dört çocuk ve dört torun sahibi 57 yaşında genç bir kadın! Genç diyorum çünkü; Madam Lourdes kendisinden ders almaya gelen 30 ve 40'lı yaşlardaki öğrencilerinden çok daha duru bir tene, çok daha az kırışığa ve oldukça fit bir vücuda sahip. Amerika'da başladığı güzellik yogası derslerini İstanbul'a taşıyan Filipin asıllı Lourdes Çabuk, annesi ve anneannesinden gözlemlediği güzellik uygulamalarını da deneyimleyerek ilginç teknikler geliştirmiş. Yoga hocası olan eşi Adnan Çabuk'la birlikte açtığı Shiddashram Yoga Merkezi'nde yaklaşık altı yıldır kurslar veren Madam Lourdes'in sırlarını öğrenmek üzere Nişantaşı'ndaki merkezin kapısını çaldık. Dekorasyonun verdiği mistik Hava, müzik ve Bitki çayıyıyla bütünleşince bir huzur ortamında buluyoruz kendimizi. Madam Lourdes, katılımcılara çeşitli sorular soruyor ve kursun gerçekleşmesi beklenen etkisini somut olarak görmek üzere yüzlerinin fotoğrafını çekiyor. Kiminin yanaklarındaki sarkmalar canını sıkıyor, kiminin alnındaki kırışıklıklar, kimininse giderek büyüyen gıdısı. Yaşlanmanın ilk sinyallerini almış ve bunun önlemlerini almak isteyen, özellikle 30-40 yaşlarındaki çalışan kadınların rağbet ettiği kurs, haftada iki Saatlik derslerle 1 Ay sürüyor. Program metabolizmanın yavaşladığı menopoz dönemindeki kadınlar için de etkili bir anti aging çalışması aynı zamanda. Sadece yüz egzersizleriyle sınırlı kalmayan dersler, hem teorik hem pratik yoga çalışmalarıyla beraber ilerliyor. Çabuk'un öğrencileri arasında Defne Samyeli, İpek Tenolcay ve İpek Tuzcuoğlu gibi ünlü isimler de var. Gelelim Madam Lourdes'in cömertce paylaştığı gençlik ve güzellik sırlarına. Şu beş Maddeye dikkat ederseniz; 10 yaş gençleşmeyi sağlama aldınız bilin; "Doğru beslenme, doğru düşünce, doğru rahatlama, doğru nefes ve doğru egzersiz". "Herkesin bir enerji bedeni, yani aurası var. Eğer bu auranın herhangi bir yerinde boşluk oluşursa, o bölgedeki organlar kolay hastalanabilir. Bizim yaptığımız yoga egzersizlerinde önce aurayı temizliyoruz" diyor Madam Lourdes. Katılımcıların beslenme alışkanlıklarını öğreniyor, kimininkini de yüzüne bakarak şıp diye söyleyebiliyor "Çok fazla peynir yiyorsun değil mi?" Peynirin içinde yapışkan bir madde bulunduğunu, bunun da yanaklarda sarkma yaptığını biliyor muydunuz? Biz, her yüze ve her yüz kasına ayrı hareket öneren Lourdes hocayla, beş Altın kuraldan biri olan doğru beslenme üzerine konuştuk. Yaşınızı öğrenen herkes eminim aynı şaşkınlığı yaşıyordur, nasıl bu kadar genç kalabildiniz? Bunda Filipin asıllı olmanızın bir etkisi olabilir mi? Bu soruyla çok karşılaşıyorum. Önce şunu söyleyeyim. Uzakdoğulular neden daha genç görünür ve ciltleri güzel olur? Bu öncelikli olarak beslenmeyle ilgili tabii ki. Biz daha fazla balık, deniz mahsulü yiyoruz ama daha az Ekmek, daha az peynir ve şeker tüketiyoruz. yemekleri fazla pişirmiyoruz. Şeker, kek, pasta sevmiyoruz. Tatlı yerine ekşiyi tercih ediyoruz. Mesela ben greyfurta bayılırım. Üstüne biraz Tuz serper, sirkeye batırıp yerim. Bizim ülkemizde insanların yüzde sekseninin dişleri sağlamdır. Benim babam 90 yaşında ve dişleri tamamen kendisinin. Çünkü tatlıyı sevmiyor. Kanser de biliyorsunuz şekerden besleniyor. Genetik faktörlerin etkisi var mı? Benim için genetik faktör yaşlanma nedenleri arasında en sonda gelir. Örneğin benim kızkardeşim benden dört yaş küçük ama benden yaşlı gösteriyor. Vücudu esnek değil, daha fazla kırışığı var. Daha stresli ve yanlış beslenen insanlar daha çabuk yaşlanır. Vücudun ne tür beslenmeye ihtiyacı olduğunu nasıl bilebiliriz? Herkesin ihtiyacı olan şey farklı. Bir kan tahlili yaptırmak iyi olur. Vücudun neye ihtiyacı olduğunu görebilir ve fazlalıkları atabilirsiniz. Vücutta çok fazla fosfor varsa balık yemek Alerji yapabilir mesela. Potasyumunuz çok ise muz size göre değildir. İnsanlar genellikle içinde her şey olan vitamin tabletleri alıyorlar. Ama bakalım bizim ihtiyacımız var mı hepsine? Vücut fazlalıkları atmak için çok uğraşıyor daha sonra. Böbrekler ve karaciğer yoruluyor. Kadın ve erkeğin ihtiyaçları da değişiyor değil mi? Evet. Kadınlar Hormonlardan dolayı daha fazla sebze tüketmeli. Sebzelerdeki doğal östrojen kadınlara iyi geliyor. Erkekler daha fazla et yemek istiyor, testosteron hormonundan dolayı. Daha çok demire ihtiyaçları var. Biz daha yumuşak bir beslenme tarzı seçmeliyiz. Kadınlar genç kalmak için nelere dikkat etmeliler? En önemli, en güzel antioksidan sudur. Sudaki Oksijen kanı, hücreleri besler. Bol Su içen bazı kadınlara bakın, ciltlerinde yine de kuruluk vardır. TDS denilen, sudaki toplam çözünmüş maddeler, yani Suda olan fazla Mineral, metal, tuz ve kimyasallar nedeniyle içtiğimiz sudaki oksijen bir türlü hücrelere gitmez. Musluk suyunda ölçtük aşağı yukarı 200 madde var. O Suyu içtiğimizde o maddeleri de torba gibi taşıyoruz. O maddelerden dolayı oksijen giremiyor hücrelere. Biz o minarelleri yemekten, sebze-meyveden alıyoruz zaten. Su, Oksijenin vücudumuza taşınması için bir araç. İçtiğimiz su maalesef o kadar çok diğer maddelerle dolu ki ne hücrelerimize oksijen taşıyabiliyor, ne de vücuttaki toksinleri atabiliyor. TDS miktarı 50'den fazla olmamalı. Biz eve filtre takdırdık. Musluktan akan suda şimdi sadece 12 TDS var. Tabii oksijenin diğer kaynağı doğru nefes. Doğru nefesle sadece oksijen almıyoruz aynı zamanda hayattan da daha çok haz alıyoruz. Prana yoksa hayat da yok. Ve tabii ki doğru beslenme. Evet. Doğru beslenme ile ilgili birkaç genel kuralı saymak gerekirse; Protein ve karbonhidratı beraber hiç tüketmemek lazım. Ben derse katılanlara bir çizelge veriyorum, ne ile neyi beraber tüketmemek lazım diye. Bu çok önemli. Böylece Sağlıksız şeyler de yesek zararı azaltabiliriz. Örneğin eti çok seviyorsak sık ve fazla tüketmemek kaydıyla yiyebiliriz ama mutlaka yanında salata yemeliyiz. Bizim yoga merkezinde beslenme ile ilgili fanatik bir yaklaşımımız yok. Uzun zamandır görmediğiniz bir akrabanızı ziyarete gittiniz, size bir sürü yemek yapmış. Ben bunları yiyemem diye onu reddetip kırmak olmaz. Ölçülü ve dengeli olmaya çalışmak en güzeli. Her şeyi yasaklamak olmuyor ve insan doğası buna alışamıyor. Haftanın beş Günü sağlıklı beslenelim, ama strese de girmeyelim. Hafta sonu serbest Gün olsun. Bir de her insan farklı. İyi niyetli olmak lazım ne yersek yiyelim, iyi bir enerjiyle, sevgiyle yiyelim. Süt ürünlerine dikkatli yaklaşmak lazım. Peyniri ve sütü mutlaka azaltmak lazım. İçlerinde yapışkan bir madde var. Araştırma yaparsanız bunu görebilirsiniz. İlla peynir yemek istiyorsak lor peynirini tercih edelim. yoğurt ve ayran sütten çok daha faydalı. Ekmeği azaltalım. İnsan kendi dışkısına bakarak nasıl beslendiğini görebilir. Kabızlık vücudun ne kadar susuz kaldığının, sindirimi zor besinler tükettiğinin bir göstergesidir. Sindirim yolunun tıkanması mutfak lavabosunun tıkanması gibidir. Sağlıklı bir beslenmeden söz edilemez. Peki bu dört hafta sonra kadınlar ne gibi bir değişiklik görecekler kendilerinde? Çok memnun olan öğrencilerim var. Arkadaşları "Estetik mi yaptırdın" diye soruyormuş. Bunu duyunca çok mutlu oluyorum. Ciltleri pırıl pırıl, aydınlık oluyor. Temiz beslendiklerini yüzlerinden anlayabiliyorsunuz. Toksinsiz yiyecekler yediğinizde bütün hücreleriniz iyi beslenir ve mecburen genç kalırsınız. Bize biraz günlük beslenme tüyoları verir misiniz? Sabahları meyve yemek için en ideal zamandır. Karnınız açken vücut meyvedeki bütün besini emer. Hem de Güne taze bir başlangıç yapmış olursunuz. Öğle vakti protein alma vaktidir. Çünkü protein sindirimi zaman alan, ortalama 4 Saat süren bir maddedir Karbonhidrat ise 2 saat. Onun yanında salata ya da sebze olsun ama karbonhidrat yok. Çünkü bütün bu maddeler için midede farklı Enzimler var. Hepsini karıştırırsak midede Asit yapar. Yediğimizin faydasını göremediğimiz gibi, kısa sürede tekrar acıkırız. Hazımsızlık ve rahatsızlık da cabası. Meyveyi akşam yemeğinden sonra yeme alışkanlığını bırakmak gerekir. Hem şekeriniz yükselir hem de hazmı zor olur, mineralleri tam alamazsınız. Bir de aynı Aileden meyveleri beraber tüketin. Mesela elma ile armutu, portakal ve greyfurtu birlikte yiyebilirsiniz. Lourdes Çabuk kimdir? Filipinler'de San Thomas Üniversitesi Tıbbi Teknoloji Bilimi'nde eğitimini tamamlayan Lourdes Julian Doplito Çabuk, çiçekçilik ve moda üzerine çalışırken yoga ile tanışıyor ve kristal taş şifacılığı çalışmalarına katılıyor. Daha sonra Amerika'ya taşınan Çabuk, New York ve Florida'da Hatha Yoga, Kundalini Yoga ve Kriya Yoga eğitimleri alıyor. İlk evliliğinden 4 çocuk ve 4 torun sahibi olan Çabuk, güzellik yogasını ilk kez dördüncü çocuğunu doğurduktan sonra keşfediyor. Doğum sırasında kilo alan Çabuk, hem kilo vermekhem de yüzünü toparlamak amaçlı hareketler yapmaya başlıyor. İkinci evliliğini yoga hocası Adnan Çabuk'la yapan Madam Lourdes, bir ev de İstanbul'da açıyor. Ve Amerika'dan sonra gençlik ve güzellik yogasını Türkiye'de de öğretmeye başlıyor. Neden yüz yogası? Türkiye'deki kadınların ciltleri çok güzel. Burada kadınlar ayrıca daha hassas ve duygusal. Stresten çabuk etkilenme oranları yüksek. sigara, doğru nefes alınmaması, yanlış beslenme ve Negatif düşünce özellikle 30 yaşından sonra kırışıklıkların başlamasına neden oluyor. Yüz bölgesi, vücudun en az çalıştırdığımız bölgesi. Belli bir yaştan sonra adaleler tembelleştiği için sarkmalar başlıyor. Yanlış nefesle yüzdeki hücrelere oksijen gitmiyor. Doğru duruş da çok önemli. Bu nedenle bir bütün içinde çalışma yapmak gerekiyor. Bedene önce düşüncelerle hükmediyorsunuz. Sabah kalkar kalkmaz yapacağınız bedensel hareketlerle, duştan sonra 15 Dakika aynanın karşısında sorunlu bölgeleri hareketlendirmeyle ve beslenmenize dikkat ederek olduğunuzdan 10 yaş bile genç görünebilirsiniz. Gençlik ve güzelliğin 5 Altın prensibi 1- Doğru rahatlama 2- Doğru nefes 3- Doğru beslenme 4- Doğru egzersiz 5- Pozitif düşünce Detoks çayı Lourdes Çabuk'un tavsiye ettiği bu detoks çayını arınma amaçlı olarak Ayda 1 ya da 2 kere içebilirsiniz. 2 bardak suyu kaynatın. Kaynamış Suyun içine bir tutam kiraz sapı, bir tatlı kaşığı Kereviz yaprağı, bir demet taze maydanoz, bir tutam enginar yaprağı ve 4-5 tane avokado yaprağı koyun. Malzemeleri ekledikten sonra en fazla iki dakika daha kaynatın. Ateşten aldıktan sonra demlenmesini bekleyin. Yatmadan önce bir bardak suyu için, ertesi sabah da kalkınca kalan bir bardak suyu için
genç ve güzel kalmak için esma